Karar Bülteni
YARGITAY 4. HD 2015/16592 E. 2016/7912 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi |
|---|---|
| Esas No | 2015/16592 |
| Karar No | 2016/7912 |
| Tarih | 15.06.2016 |
| Karar Linki | Belirtilmemiş |
Mobbing iddiaları yöneticinin salt kişisel kusurudur.
Karar, bir kamu kurumunda çalışan idarecinin, emrindeki personele yönelik psikolojik baskı ve fiili saldırı iddiaları ekseninde şekillenmektedir. Yargıtay, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurların idari yargının konusu olacağı yönündeki genel kuralın sınırlarını ve istisnalarını tartışmıştır. Yöneticinin görevi dışındaki kişisel kusurlarına dayanan ve hizmet kusuru niteliği taşımayan eylemlerin Anayasal güvence kapsamında değerlendirilemeyeceği açıkça vurgulanmaktadır. Bu yönüyle hüküm, kamu görevlilerinin haksız eylemlerinde memuriyet zırhının arkasına sığınamayacaklarını ve şahsi sorumluluklarının doğabileceğini gösteren önemli bir içtihat niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, aynı okulda görev yapan bir öğretmen ile okul idarecisi arasındaki olaylardan kaynaklanmaktadır. Davacı öğretmen, idareci konumundaki davalının kendisine psikolojik taciz uyguladığını, haksız yere soruşturmalar açtırdığını, hakaret ettiğini ve fiili saldırıda bulunduğunu iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, mobbing iddialarının idareye karşı ve idari yargıda ileri sürülmesi gerektiği gerekçesiyle bu yönden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verirken, fiili saldırı boyutunu değerlendirerek manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiştir. Süreç, idareciye doğrudan husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği hukuki sorunu etrafında şekillenmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 129/5. maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kural olarak kendilerine rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine açılabilir. Ancak idare aleyhine bu tür bir dava açılabilmesi, zararın açıkça hizmet kusurundan kaynaklanmış olmasına ve fiilin idari eylem niteliğini yitirmemiş olmasına bağlıdır. Haksız eylemler durumunda kamu görevlisinin Anayasa ve yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Görevle ve hizmetin yürütülmesiyle ilgisi bulunmayan, salt kişisel kusur teşkil eden haksız fiillerde memurun şahsi sorumluluğu esastır ve dava doğrudan memura karşı adli yargıda açılabilir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay incelemesinde, davacının tazminat talebini dayandırdığı psikolojik baskı uygulama ve sudan sebeplerle soruşturma açtırarak disiplin cezası verdirtme gibi iddiaların, davalı idarecinin kamu göreviyle ilgili bir eyleminden ziyade doğrudan doğruya kişisel kusuruna dayandığı tespit edilmiştir. İddia edilen eylemlerin görev sınırları içinde kalmaması ve hizmet kusuru niteliği taşımaması nedeniyle somut olayda doğrudan davalı şahsa husumet yöneltilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı karara bağlanmıştır. İlk derece mahkemesinin mobbing iddiası bakımından davanın esasını incelemek yerine husumetten ret kararı vermesi hatalı bulunarak hüküm bozulmuştur. Ayrıca yerel mahkemenin, davanın bir bölümü için husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini belirtmesine rağmen fiili saldırı gerekçesiyle husumet hakkında olumlu veya olumsuz açık bir hüküm tesis etmemesi de bozma nedeni yapılmıştır.