Karar Bülteni
AYM Hasan Okur BN. 2022/21157
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/21157 |
| Karar Tarihi | 10.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Yasal değişiklikle tahsilin engellenmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Etkili başvuru hakkı mülkiyet hakkıyla birlikte korunmalıdır.
- Makul süre şikayetlerinde tazminat komisyonuna başvuru zorunludur.
Bu karar, derdest ve devam eden yargılamalar sırasında kanun koyucu tarafından yapılan yeni yasal düzenlemelerin, kişilerin mülkiyet hakkına ve mahkemeye erişim ile etkili başvuru haklarına bir müdahale teşkil edip etmediğini ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ve hukuki süreçleri devam eden bir davada, sonradan yürürlüğe giren bir kanuni düzenleme ile söz konusu alacağın tahsil edilme imkânının fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmasını anayasal hakların ağır bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin ve kazanılmış hakların korunması prensibinin mülkiyet hakkı bağlamında ne denli kritik olduğunu açıkça göstermektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi de oldukça güçlüdür. Yüksek mahkeme, Turgay Kılıç emsal kararında belirlediği ilkeleri bu dosyada da titizlikle uygulamış ve yasal düzenlemelerle vatandaşın hakkına kavuşmasını engelleyen süreçlerde doğrudan ihlal sonucuna ulaşılacağını netleştirmiştir. Kararın uygulamadaki en büyük önemi, devletin ve yasa koyucunun idari işlemlerle yargılamaları kadük bırakmaması gerektiğine dair verdiği güçlü mesajdır. Ayrıca bu karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvurunun zorunlu ve mutlaka tüketilmesi gereken bir hukuki yol olduğunu teyit ederek bireysel başvuru usulüne yön verecek önemli bir kuralı da pekiştirmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Hasan Okur, bir şirkete yatırdığı paranın kendisine iade edilmesi talebiyle Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Yargılama süreci devam ederken kanun koyucu tarafından yeni bir yasal düzenleme hayata geçirilmiş ve bu düzenleme neticesinde başvurucunun alacağını tahsil etme imkânı fiilen ve hukuken ortadan kalkmıştır.
Başvurucu, alacağını tahsil etmek amacıyla uygun hukuki yollara başvurmuş olmasına rağmen, yargılama esnasında çıkarılan bu kanun nedeniyle hakkına kavuşamadığını ve hukuki mekanizmaları işletme imkânından tamamen mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür. Temel uyuşmazlık, yasal bir düzenlemenin derdest bir davada alacağın tahsilini imkânsız hâle getirmesinin mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal edip etmediği ile yargılamanın makul sürede sonuçlanıp sonuçlanmadığı noktasında toplanmaktadır. Başvurucu, yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için maddi ve manevi tazminat ile yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35'te düzenlenen mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40'ta yer alan etkili başvuru hakkı çerçevesinde kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin meşru beklenti içinde oldukları alacak haklarını ve ekonomik menfaatlerini de kapsayan geniş bir anayasal güvencedir. Anayasa'nın 40. maddesi ise, anayasal hakları ihlal edilen herkesin yetkili makamlara geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını devlete temel bir yükümlülük olarak yükler.
Bunun yanı sıra kararda, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ve bu kanunda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler çok önemli bir usul kuralı olarak dikkate alınmıştır. Anılan yasal değişikliğe göre, yargılamanın uzun sürmesine bağlı makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadan önce Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunlu bir dava şartı hâline getirilmiştir.
Mahkeme, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin incelemesinde daha önceki yerleşik içtihadı olan Turgay Kılıç kararına doğrudan dayanmıştır. Bu içtihat prensibine göre; bir kişinin alacağının tahsili için usulüne uygun şekilde hukuki yollara başvurmasına rağmen, yasama organı tarafından yargılama sırasında sonradan yapılan bir kanuni düzenleme ile bu hukuki yolların işletilemez hâle getirilmesi ve alacağın tahsil imkânının tamamen ortadan kaldırılması, mülkiyet hakkına ve hak arama hürriyetine ağır bir müdahale teşkil eder.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetini usulden ele almıştır. Yüksek Mahkeme, yakın zamanda mevzuatta yapılan değişiklikleri göz önünde bulundurarak, makul sürede yargılanma şikâyetleri için kurulan ve ilk bakışta başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun somut olayda tüketilmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle, başvurunun makul süreye ilişkin kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.
Esas incelemeye geçildiğinde ise Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkı ve bununla bağlantılı olarak ileri sürdüğü etkili başvuru hakkına yönelik şikâyetlerini detaylıca değerlendirmiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, başvurucu bir şirkete yatırdığı parasının iadesi için hukuka uygun bir şekilde dava açmış ve yasal yollardan alacağını tahsil etme girişiminde bulunmuştur. Ancak tam da bu yargılama süreci devam ederken yasa koyucu tarafından çıkarılan yeni bir yasal düzenleme ile başvurucunun alacağını tahsil imkânı fiilen ve hukuken sonlandırılmıştır.
Yüksek Mahkeme, yerleşik emsal kararlarında belirlediği ilkeleri somut olaya tatbik ederek, başvurucunun teorik düzeyde etkili olan bir dava yoluna başvurduğunu, ancak yapılan yasal düzenleme sebebiyle bu hukuki yolun pratikteki başarı sunma ve sonuç alma kapasitesini tamamen yitirdiğini vurgulamıştır. Hukuki mekanizmaları işletme hakkı elinden alınan başvurucunun, mülkiyet hakkından doğan anayasal güvencelerinin açıkça ihlal edildiği sabittir. Mahkeme, iddiaların esasının değerlendirilmesinin ve yaşanan mağduriyetin giderilmesinin ancak derece mahkemesince yeniden yargılama yapılmasıyla mümkün olabileceğine hükmetmiş, yeniden yargılama kararı verilmesinin yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebini ise reddetmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.