Anasayfa/ Konular/ İnsan Hakları/ Din ve Vicdan Özgürlüğü

Din ve Vicdan Özgürlüğü

Bireyin inancını özgürce seçmesi, inançlarının gereğini yerine getirmesi veya hiçbir inancı benimsememesi, devletin mutlak tarafsızlık yükümlülüğü altındaki en hassas alanıdır. İnanç temelinde yapılan ayrımcılıklar, ibadet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar veya zorlayıcı devlet pratikleri, laiklik ilkesine ve anayasal düzene doğrudan aykırılık teşkil eder.
Soru & Cevap Güncelleme: 20.03.2026

Cezaevi yönetimi inancımın kitabına sınır getirmişti ama sonra bu kararını değiştirdi. Geçmişte uygulanan bu kısıtlama yüzünden dava açarsam manevi tazminat kazanabilir miyim?

add

Cezaevi yönetimi daha sonradan kısıtlamayı kaldırıp kutsal kitabınızı sayı sınırından muaf tutmuş olsa bile, geçmişte uygulanan kısıtlama dönemi için manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. İdare ve gözlem kurulu tarafından alınan kararlar arasında geçen sürede mensup olduğunuz dinin kutsal kitabına erişiminizin diğer kitaplar gibi sayı kısıtlamasına tabi tutulması, inanç özgürlüğünüze yönelik geçici de olsa haksız bir müdahale teşkil etmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 24.01.2026

Kilisemizin vakfında yönetim kuruluna seçildim ama din adamı olduğum gerekçesiyle beni yönetimden çıkardılar. Bu haksız karar karşısında hangi temel haklarım ihlal edilmiş oluyor?

add

Din adamı olduğunuz gerekçesiyle vakıf yönetiminden çıkarılmanız ve bu duruma ilişkin hukuki uyuşmazlığın makul sürede çözülememesi, öncelikle Anayasa ile güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğü hakkınızın ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Kiliselerde papaz veya din adamı olarak görev yapan kişilerin mensubu oldukları cemaat vakfının yönetiminde yer almalarının engellenmesi, bireylerin kendi dini toplulukları içinde idari görevler üstlenme ve örgütlenme faaliyetlerine katılma imkanını ellerinden almaktadır.

Soru & Cevap Güncelleme: 17.05.2025

Azınlık cemaatine mensup bir vatandaşım. Kendi vakfımızın yönetiminde yer almamız engelleniyor. Devletin bizim gibi azınlıkların dernek veya vakıf kurma haklarını koruma yükümlülüğü yok mudur?

add

Devletin, toplumsal bütünlüğü temin etmek adına azınlık haklarını koruması ve vatandaşların kendi inançları doğrultusunda kurdukları vakıflarda görev alabilmelerini sağlama yükümlülüğü kesinlikle bulunmaktadır. Azınlığa mensup bireylerin kendi kimliklerini, tarihsel ve dinî değerlerini yaşatmak için bir araya gelmesi din ve vicdan özgürlüğü ile doğrudan bağlantılıdır.

Soru & Cevap Güncelleme: 09.02.2025

Cezaevinde koğuşumda seccade olarak kullandığım eski bir battaniyeye idare tarafından el konuldu, bu durum benim ibadet özgürlüğümün engellendiği anlamına gelmez mi?

add

Cezaevi idaresinin koğuşunuzda seccade olarak kullandığınız bir eşyaya kurum malına zarar verildiği veya yasak eşya olduğu gerekçesiyle el koyması tek başına ibadet etme hakkınızın tamamen engellendiği anlamına gelmemektedir. İdarenin bu el koyma işlemini özellikle sizin ibadet etmenizi engellemek amacıyla gerçekleştirdiğini gösteren somut bir bulgu yoksa ve kurum tarafından diğer yollarla ibadet etme hakkınız kısıtlanmıyorsa, bu uygulama din ve vicdan özgürlüğü ihlali olarak kabul edilmeyebilecektir.

Soru & Cevap Güncelleme: 14.08.2025

Çalıştığım bankada dini inancım gereği sakal bırakmak istiyorum ancak işveren kılık kıyafet yönetmeliğini gerekçe göstererek beni kovmakla tehdit ediyor, haklı mı?

add

İşverenin işyerindeki düzeni sağlamak amacıyla sahip olduğu yönetim hakkı kapsamında işçilerin kılık kıyafetine ilişkin kurallar koyma yetkisi bulunsa da, bu yetki işçinin temel hak ve özgürlüklerini ihlal edecek şekilde sınırsız kullanılamaz. İşçinin dini inancı gereği sakal bırakması veya dini semboller taşıması kural olarak din ve vicdan özgürlüğü kapsamında koruma altındadır.