İş Sağlığı ve Güvenliği
İş Sağlığı ve Güvenliği — 91 MAKALE listelendi.
İşyerlerinde yürütülen gözetim faaliyetlerinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için 6698 sayılı KVKK hükümlerine titizlikle uyulması şarttır. İşverenler, çalışan verilerini işlerken genel ilkelere, işleme şartlarına ve aydınlatma yükümlülüğüne riayet etmelidir. Bu metin, gözetimin yasal meşruiyet zeminini hukuki bir perspektifle ele alır.
Salgın hastalık dönemlerinde kamu sağlığının korunması amacıyla kişisel sağlık verilerinin işlenmesi hayati önem taşır. Bu süreçte veri işleme faaliyetlerinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda yer alan temel ilkelere ve özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarına sıkı sıkıya bağlı kalınarak yürütülmesi gerekmektedir.
Evde tele çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte işverenlerin başvurduğu elektronik izleme ve denetleme faaliyetleri, işçilerin özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerinin korunması haklarıyla doğrudan temas etmektedir. Bu makalede, söz konusu izleme faaliyetlerinin hukuki sınırları ile hukuka aykırı uygulamaların yaptırımları incelenmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği kapsamında işverenler, çalışanlarını yalnızca fiziksel tehlikelere karşı değil, aynı zamanda stres ve psikolojik baskı gibi psikososyal risklere karşı da korumakla yükümlüdür. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak işverenin temel sorumluluklarındandır.
İşverenler, mevzuat kapsamında çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini korumakla yükümlüdür. Özellikle tehlikeli sınıfta yer alan sağlık gibi sektörlerde, uzun mesailer ve vardiyalı çalışma sistemlerinin yarattığı risklere karşı yasal tedbirlerin alınması, işverenin gözetme borcunun en temel hukuki gereklilikleri arasında yer almaktadır.
İş yerinde kadınlara yönelik cinsiyet temelli mobbing, ataerkil önyargıların çalışma hayatına yansıdığı yıkıcı bir psikolojik şiddet türüdür. İş Kanunu ve uluslararası sözleşmeler, fırsat eşitliğini güvence altına alarak kadın çalışanları sistematik ayrımcılık ve yıldırma politikalarına karşı korumayı amaçlayan düzenlemeler içermektedir.
İşyerlerindeki hiyerarşik yapı, psikolojik tacizin (mobbing) yönünü ve niteliğini doğrudan belirlemektedir. İş hukuku uygulamalarında mobbing iddiaları değerlendirilirken; eylemin eşit statüdeki çalışanlar arasında (yatay), yöneticilerden astlara (düşey) veya astlardan üst yönetime (dikey) doğru gerçekleşme biçimleri titizlikle incelenir.
İşyerinde karşılaşılan mobbing, çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığını tehdit eden temel bir iş güvenliği riskidir. İşverenlerin gözetme borcu kapsamında alması gereken tedbirler ve çalışanların başvurabileceği hukuki mekanizmalar, güvenli bir çalışma ortamının inşası için yasal ve anayasal bir zorunluluktur.
İş yerinde sistematik yıldırma ve bezdirme eylemleri olarak tanımlanan psikolojik taciz (mobbing), çalışanların maddi ve manevi varlığını derinden sarsan hukuki bir sorundur. Türk Borçlar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca, işverenin işçiyi bu tür eylemlere karşı koruma ve gözetme yükümlülüğü açıkça düzenlenmiştir.
İşverenler, İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı uyarınca çalışanlarının yalnızca bedensel değil, ruhsal bütünlüğünü de korumakla yükümlüdür. Bu makalede, işverenin risk değerlendirmesi yapma, eğitim sağlama ve mobbingi kaynağında önleme gibi yasal sorumlulukları hukuki bir perspektifle incelenmektedir.