Anasayfa Makale Bulut Bilişim Sözleşmelerinin Türk Hukukundaki...

Makale

Bulut bilişim sözleşmeleri, Türk mevzuatında özel olarak düzenlenmemiş isimsiz sözleşmelerdir. İş görme edimi ağırlıklı yapılarıyla vekalet sözleşmelerine benzeseler de, barındırdıkları farklı edimler sebebiyle tam iki tarafa borç yükleyen, sürekli edimli ve kendine özgü (sui generis) bir hukuki nitelik taşımaktadır.

Bulut Bilişim Sözleşmelerinin Türk Hukukundaki Niteliği

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte, veri depolama, işleme ve yazılım kullanımı gibi ihtiyaçlar ağırlıklı olarak bulut teknolojileri üzerinden karşılanmaktadır. Bu teknolojilerin kullanımını hukuki bir zemine oturtan bulut bilişim sözleşmeleri, günümüz ticari ve günlük yaşamında giderek daha fazla yer tutmaktadır. Ancak bu sözleşmeler, ne Türk hukukunda ne de diğer pek çok ulusal hukuk sisteminde kanunlarla sınırları net bir şekilde çizilmiş tipik bir sözleşme türü olarak karşımıza çıkmamaktadır. Uygulamada hizmet sağlayıcılar tarafından sunulan farklı servis modelleri, bu sözleşmelerin hukuki yapısının karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Kanunlarda ismen yer almayan bu anlaşmaların hukuki niteliğinin doğru bir şekilde tespit edilmesi, uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak yasal kuralların belirlenmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Bilişim hukuku perspektifinden bakıldığında, bu sözleşmelerin taraflara yüklediği karşılıklı borçlar ve hizmetin kesintisiz ifası gibi unsurlar, onları diğer klasik borç ilişkilerinden ayırmakta ve kendi iç dinamiklerine sahip bağımsız bir yapıya büründürmektedir.

Bulut Sözleşmelerinin İsimsiz Sözleşme Niteliği

Türk Borçlar Kanunu’nun özel hükümler kısmında yer almayan ve kanun koyucu tarafından ismen düzenlenmeyen sözleşmeler hukuken isimsiz sözleşmeler olarak adlandırılmaktadır. Bulut bilişim sözleşmeleri de mevzuatımızda tipik bir sözleşme olarak yer almadığı için bu kategoriye girmektedir. Bu sözleşmelerin niteliği incelenirken, satım, kira, eser veya hizmet gibi kanunda düzenlenen klasik akit tipleriyle olan benzerlikleri değerlendirilmektedir. Örneğin, bu sözleşmelerde bir eşyanın mülkiyeti devredilmediğinden satım sözleşmesi kuralları uygulanamaz. Aynı şekilde, belirli bir eşyanın veya alanın kullanımı müşteriye tahsis edilmeyip bütünsel bir teknolojik altyapı hizmeti sunulduğundan, bu yapıyı kira sözleşmesi olarak nitelendirmek de hukuken doğru bir yaklaşım olmayacaktır. İşçi-işveren arasındaki gibi bir bağımlılık ilişkisi bulunmaması sebebiyle hizmet sözleşmesi sayılamayacağı gibi, devamlılık arz eden hizmet sunumu nedeniyle de ani edimli bir karakter taşıyan eser sözleşmesi olarak da değerlendirilmesi mümkün değildir.

İş Görme Edimi ve Kendine Özgü (Sui Generis) Yapı

Hizmet sağlayıcının kullanıcılara sunduğu sanallaştırılmış donanım veya yazılım kaynaklarının kullandırılması, temelinde bir iş görme borcu barındırmaktadır. Bu özellikleri sebebiyle bulut bilişim sözleşmeleri, bağımsız iş görme niteliği taşıyan vekalet sözleşmesi ile ciddi benzerlikler gösterir. İlgili kanun hükümlerine göre vekalet sözleşmelerinin kuralları, niteliğine uygun düştüğü ölçüde kanunda düzenlenmeyen diğer iş görme sözleşmelerine de kıyasen uygulanabilmektedir. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan Hizmet Seviyesi Anlaşmaları ile hizmet sağlayıcının belirli bir hizmet kalitesini ve kesintisizliği garanti etmesi, vekalet sözleşmesinin temel kuralı olan edim fiili borçlanma ilkesini aşarak bir edim sonucu taahhüdüne dönüşmesine yol açar. Bu nedenle bulut sözleşmeleri, sadece vekalet sözleşmesi kalıbına sığdırılamaz. Sonuç olarak, klasik sözleşme tiplerine ait unsurların kanunda öngörülmeyen bambaşka bir yapıda bir araya gelmesi nedeniyle bu sözleşmeler, kendine özgü isimsiz iş görme sözleşmeleri olarak vasıflandırılmaktadır.

Tam İki Tarafa Borç Yükleyen ve Sürekli Edimli Sözleşmeler

Edimlerin karşılıklı ilişkisi bağlamında incelendiğinde, bulut bilişim sözleşmelerinin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler grubuna girdiği açıkça görülmektedir. Hizmet sağlayıcı, bulut altyapısını erişilebilir ve kullanılabilir halde tutma yükümlülüğü altındayken; müşteri ise bu hizmetin karşılığı olarak genellikle dönemsel bir ücret ödemekle yükümlüdür. Ücretsiz olarak sunulduğu düşünülen bulut hizmetlerinde bile, kullanıcının sisteme yüklediği kişisel verilerin ticari amaçlarla işlenmesine rıza göstermesi, hukuki bir karşı edim olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, maddi bir bedel ödenmese dahi ortada bir ivazlılık unsuru bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, sözleşme ilişkisinin zaman içerisine yayılması ve tarafların edimlerini sözleşme süresince devamlı bir şekilde ifa etmeleri, bu sözleşmeleri sürekli edimli sözleşmeler kategorisine sokmaktadır. Hizmet sağlayıcının veri depolama ve işleme faaliyetlerini kesintisiz sağlaması, sürekli bir borç ifası gerektirdiğinden, hukuki uyuşmazlıklarda fesihten ziyade ileriye etkili dönme hükümleri devreye girmektedir.

Bulut Sözleşmelerinin Hukuki Unsurları Özeti

Bir bilişim hukuku uzmanı olarak bulut sözleşmelerinin hukuki niteliğini analiz ettiğimizde, bu sözleşmelerin çeşitli yapısal unsurları tek bir potada erittiğini görmekteyiz. Bilişim teknolojilerinin dinamik yapısına uygun olarak şekillenen bu anlaşmaların hukuki özelliklerini kısaca özetlemek gerekirse;

  • Mevzuatımızda özel olarak düzenlenmedikleri için isimsiz sözleşmeler sınıfına dahildirler.
  • Tarafların birbirlerine karşı edim yükümlülükleri bulunduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olarak nitelendirilirler.
  • Hizmetin ifasının zaman içine yayılarak kesintisiz şekilde devam etmesi nedeniyle sürekli edimli sözleşmeler grubunda yer alırlar.
  • Bir eşyanın mülkiyet devri veya salt kullanımının bırakılması söz konusu olmadığından, kendine özgü iş görme sözleşmeleri olarak değerlendirilirler.

Bu özellikler, bilişim hukukunda karşılaşılan uyuşmazlıkların çözümünde hakimlerin kıyas yoluna başvurarak kanundaki vekalet veya eser gibi kuralları olaya ne şekilde uygulayacağını belirleyen en temel hukuki mihenk taşlarıdır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: