Makale
Dijital Delillere Yönelik Ulusal ve Uluslararası Mevzuat
Bilişim hukukunda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, geleneksel delil anlayışının ötesine geçilerek hukuki ihtilafların ve suç soruşturmalarının merkezine dijital delil kavramını yerleştirmiştir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bağlamında son derece önemli olan bu delillerin, sınır aşan ve küresel bir niteliğe sahip olması, ulusal kanunların yanı sıra uluslararası mevzuat ve sözleşmelerle de düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu noktada, bilişim teknolojileri aracılığıyla işlenen suçlarda veya geleneksel suçların aydınlatılmasında dijital delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilebilmesi için, devletlerin ortak bir paydada buluşması gerekliliği doğmuştur. Hukuk büromuzun uzmanlık alanlarından biri olan bilişim hukuku perspektifinden yaklaşıldığında, söz konusu delillerin özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması gibi temel haklarla doğrudan temas ettiği görülmektedir. Bu makale, dijital delillere ilişkin uluslararası sözleşmelerin ve iç hukukumuzdaki yasal düzenlemelerin mevcut durumunu kapsamlı bir biçimde ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.
Uluslararası Hukukta Dijital Delillere İlişkin Düzenlemeler
Dijital delillerin yaygınlığı ve uluslararası niteliği, siber suçlarla mücadelede evrensel işbirliğini kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler bünyesinde kabul edilen strateji metinleri, dijital delillerin kabul edilebilirliği ve uluslararası işbirliği hususlarında atılan ilk önemli adımlardan biridir. Ancak, uluslararası alanda konuyu en kapsamlı şekilde düzenleyen ve temel referans noktası kabul edilen belge, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Siber Suçlar Sözleşmesi olarak öne çıkmaktadır. Budapeşte'de imzaya açılan bu sözleşme, bilgisayar verilerinin hızlı şekilde korunması, üretim emri, trafik verilerinin toplanması ve içerik verilerinin denetlenmesi gibi bilişim koruma önlemleri içermektedir. Türkiye'nin de imzalayıp onaylayarak iç hukukuna dâhil ettiği bu sözleşme, dijital verilerin sınır aşan niteliği karşısında devletler arası yardımlaşmayı ve hukuki yeknesaklığı sağlama noktasında kritik bir işlev görmektedir.
Avrupa Birliği Kapsamında Dijital Delil Düzenlemeleri
Avrupa Birliği nezdinde dijital delillere ilişkin süreç, özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması odaklı yönergelerle şekillenmiştir. Veri Koruma Direktifi ve sonrasında teknolojik gelişmelere paralel olarak kabul edilen siber güvenlik ve bilişim sistemlerine yönelik saldırılara dair yönergeler, birlik hukukunda önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, üye ülkeler arasında dijital ortamdaki delillerin talep edilebilmesine olanak tanıyan Avrupa Delil Müzekkeresi sistemi, adli işbirliğinin güçlendirilmesi adına atılmış somut bir adımdır. Bununla birlikte, temel haklar rejiminin merkezinde bulunan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi, haberleşme hürriyeti ve verilerin korunması hususlarında asgari standartları belirlemektedir. Nitekim dijital delil niteliği taşıyan verilerin işlenmesi ve saklanması süreçlerinde özgürlük ile güvenlik dengesinin birey lehine titizlikle gözetilmesi gerektiği vurgulanmakta ve sınır aşan işbirliğine yönelik bütünleşik bir yapıya doğru ilerlenmektedir.
Türk Hukukunda Dijital Delillere Yönelik Temel Düzenlemeler
Türk ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, dijital delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmesi anayasal bir zorunluluktur. Anayasamızdaki kanuna aykırı bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği hükmü, bu konudaki temel güvenceyi oluşturur. Dijital delillere ilişkin birincil mevzuatımız olan Ceza Muhakemesi Kanunu incelendiğinde, en belirgin yasal dayanağın CMK madde 134 olduğu görülür. Bu madde, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma usullerini düzenlemektedir. İlgili yasa hükmü uyarınca, dijital arama ve kopyalama tedbirine başvurulabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının kalmamış olması şartı aranmaktadır. Üstelik bu karar mutlaka bir hâkim kararı ile alınmalı, gecikmesinde sakınca bulunan haller kapsamında savcı veya kolluk kararıyla eyleme geçilmemelidir.
Diğer İlgili Mevzuat ve Bilişim Koruma Tedbirleri
Bilgisayarlarda arama tedbiri dışında, dijital delillerin gerçek zamanlı akış halinde bulunduğu ve depolanmadığı durumlarda ise iletişimin denetlenmesi tedbirleri devreye girmektedir. İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemleri, hukuka uygun dijital delil elde edilmesinde sıkça başvurulan yöntemlerdir. Bu tedbirlerin internet ortamını ilgilendiren boyutu ise özel kanunlarla bağlantılıdır. Türk hukukunda dijital delilleri ve verileri ilgilendiren temel mevzuat başlıkları şu şekilde sıralanabilir:
- Ceza Muhakemesi Kanunu: Arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi ve tesadüfen elde edilen delillerin hukuki çerçevesini çizer.
- 5651 sayılı İnternet Kanunu: İnternet erişim, içerik ve yer sağlayıcıların trafik verilerini saklama ve adli makamlara teslim etme yükümlülüklerini kapsar.
- Elektronik Haberleşme Kanunu: İşletmecilerin, kanunlarla yetkili kılınan makamlarca yapılacak yasal dinleme ve müdahalelere teknik altyapı sağlama sorumluluğunu düzenler.
- Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı: Özel hayatın gizliliği kapsamında, dijital ortamdaki kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini engelleyen güvenceleri barındırır.
Bu düzenlemelerin tamamı, dijital verilerin elde edilmesi aşamasında temel insan hakları standartlarına azami ölçüde riayet edilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.