Makale
Elektronik Deliller ve Ceza Muhakemesi Usulü
Günümüz teknoloji çağında, suçların işleniş biçimleri köklü bir değişime uğramış ve elektronik delil kavramı ceza yargılamasının merkezine yerleşmiştir. Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasını hedefleyen ceza muhakemesinde, dijital ortamdaki verilerin hukuka uygun olarak elde edilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira bir uyuşmazlığın çözümünde hakimde doğru kanaati oluşturacak olan araçlar, ancak akla uygun ve bilimsel yöntemlerle toplanmış delillerdir. Bilişim sistemleri, bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve taşınabilir bellekler gibi cihazlarda barındırılan veriler, olayın nasıl gerçekleştiğini gösteren en güçlü ispat araçları haline gelmiştir. Bu durum, hukuki sürecin sağlıklı işlemesi adına adli bilişim disiplininin ve mevzuattaki arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin bir uzman avukat titizliğiyle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Delil niteliği taşıyan sayısal verilerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi, adil yargılanma hakkını zedeleyeceği gibi telafisi güç mağduriyetlere de yol açabilecektir.
Ceza Muhakemesinde Elektronik Delillerin Niteliği
Ceza muhakemesi hukukunda temel gaye, yaşanmış bir olayın parçalarını bugüne taşıyarak maddi gerçeğe ulaşmak ve adaleti tesis etmektir. Yüklenen suçun ispatı, ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delil ile mümkündür. Modern suç tiplerinde, olayın aydınlatılmasını sağlayacak bulgular genellikle dijital ortamdaki verilerden oluşmaktadır. Disket, CD, DVD, bilgisayar, cep telefonu ve tablet gibi sayısal veri depolayabilen tüm elektronik cihazlar, mahkemelere sunulabilecek birer elektronik delil niteliği taşımaktadır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, bir metanın delil olabilmesi için gerçeği akla uygun olarak ifade etmesi, bilim tarafından kabul edilebilir olması ve kaynağının belirli olması şarttır. Ayrıca, tarafların delillere itiraz edebilmesi ve etkin bir savunma yapabilmesi için delillerin davanın taraflarınca ve yargı makamınca duruşmada tartışılabilecek, müşterek nitelikte araçlar olması kanuni bir zorunluluktur. Güvenilir olmayan veya hukuka aykırı yollarla toplanan dijital bulgular, mahkemeler nezdinde ispat edici vasfını yitirmektedir.
Adli Bilişim ve Dijital Delillerin Toplanması
Bir suçun aydınlatılabilmesi için olay yerindeki dijital materyallerin bilimsel tekniklerle, zarar görmeden yasal mercilere sunulması işlemine adli bilişim adı verilmektedir. Bilişim cihazlarına ilk müdahale aşaması son derece hassastır; zira olay yerindeki incelemelerde "her temas bir iz bırakır" prensibi gereği, bilinçsizce yapılacak her işlem dijital delillerin bozulmasına veya değişmesine yol açabilir. Örneğin, olay yerinde açık bulunan bir bilgisayar doğrudan fişten çekilmemeli, kapalı olan bir cihaz ise asla açılmamalıdır. Cep telefonları, dışarıdan gelebilecek arama veya mesajlarla içeriklerinin değişmesini veya konum bilgilerinin güncellenmesini önlemek amacıyla faraday poşetlerinde taşınmalıdır. Toplanan elektronik cihazların incelenmesinde ana kural, orijinal delilin bütünlüğünün korunmasıdır. Bu nedenle incelemeler doğrudan orijinal medya üzerinde değil, elde edilen verilerin güvenilir yöntemlerle alınan birebir kopyası üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu sayede verilerin ilk ele geçirildiği andaki haliyle muhafaza edilmesi ve sonradan inkar edilmesinin önüne geçilmesi hukuki açıdan güvence altına alınmaktadır.
CMK Madde 134 Kapsamında Arama ve El Koyma
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirleri, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 hükmü ile özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, öncelikle başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması şartı aranır. Bu şartın varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilişim sistemlerinde arama yapılmasına ve kayıtların kopyalanmasına yalnızca hakim kararı ile hükmedilebilir. Eğer sisteme konulan şifrelerin çözülememesi nedeniyle kayıtlara ulaşılamıyorsa, çözümün yapılabilmesi için cihazlara el konulmasına cevaz verilmiştir. Ancak şifrenin çözümü ve gerekli kopyaların alınmasının ardından el konulan cihazlar gecikmeksizin iade edilmelidir. El koyma işlemi sırasında sistemdeki tüm verilerin yedeklenmesi kanuni bir zorunluluktur ve şüphelinin talep etmesi durumunda bu yedekten elektronik ortamda bir kopya çıkarılarak kendisine veya vekiline verilmektedir. Bilişim cihazlarına el konulmadan olay yerinde kopya alınması durumunda ise kopyası alınan verilerin kağıda yazdırılarak tutanağa geçirilmesi usulü öngörülmüştür.
CMK 134'ün Uygulamadaki Sınırları ve Eksiklikleri
Her ne kadar CMK madde 134, elektronik delillerin elde edilmesinde temel dayanak olsa da, teknolojik gelişmeler karşısında uygulamanın belirli noktalarda yetersiz kaldığı görülmektedir. Mevzuatta karşılaşılan temel eksiklikler şunlardır:
- Kanun metninde yalnızca bilgisayar ve bilgisayar kütükleri ibaresinin bulunması, modern çağın en yaygın veri depoları olan akıllı telefonlar ve taşınabilir bellekler açısından hukuki boşluklar yaratmaktadır.
- Cihazlara el koyma işleminin şifrenin çözülememesi şartına bağlanması, cihazı açmadan doğrudan donanımsal imaj alma tekniğini uygulayan adli bilişim standartlarıyla tam uyumlu değildir.
- El koyma işlemi sırasında alınan yedeklerde optik diskler veya harici diskler gibi ikincil depolama birimlerinin yedeklenmesine ilişkin açık bir ifadenin bulunmaması delil kaybı riskini doğurmaktadır.
- Olay yerinde kopyası alınan verilerin kağıda yazdırılması hükmü, devasa boyutlardaki dijital veriler göz önüne alındığında fiilen uygulanamaz bir pratik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sınırların doğru yorumlanması, hukuka aykırı delil tartışmalarının önüne geçmek adına büyük bir ciddiyet gerektirir.