Anasayfa/ Makale/ Hukuki Boyutuyla Genetik, İmhası ve Veri Bankaları

Makale

Ceza muhakemesinde moleküler genetik inceleme sonuçlarının ve DNA izolatlarının saklanması ile imhası, yasal düzenlemelerimizdeki eksiklikler nedeniyle tartışmalı bir alandır. Ülkemizde kanuni bir DNA veri bankası bulunmamasına rağmen fiili uygulamalar mevcut olup, verilerin akıbeti CMK ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Hukuki Boyutuyla Genetik, İmhası ve Veri Bankaları

Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla elde edilen moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması ve imhası, hukuki açıdan büyük bir öneme sahiptir. Türk hukuk sisteminde, biyolojik örneklerin ve DNA izolatlarının saklanması ile imhasına yönelik farklı mevzuat metinlerinde birbiriyle tam olarak örtüşmeyen düzenlemeler yer almaktadır. Bilhassa kanuni bir DNA veri bankasının bulunmaması, uygulamada fiili veri arşivlerinin oluşmasına zemin hazırlamış ve adli süreçlerde bazı hukuki tartışmaları beraberinde getirmiştir. Suçların aydınlatılmasında devrim niteliğinde olan bu adli teknolojinin kullanımında elde edilen materyallerin, kanunda öngörülen süreler ve usuller dahilinde yok edilmesi esastır. Bu inceleme metni, mevzuatımızdaki imha prosedürleri ile karşılaştırmalı hukuktaki veri bankası yaklaşımlarını salt yasal uygulamalar perspektifinden ele almaktadır.

Moleküler Genetik İnceleme Sonuçlarının Yok Edilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 80/2 uyarınca, moleküler genetik inceleme sonuçlarının yok edilmesi belirli usullere ve karar türlerine bağlanmıştır. Kanuna göre; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilip kesinleşmesi hâllerinde bu sonuçlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir. Ancak kanun koyucunun mahkûmiyet kararını yok etme sebepleri arasında açıkça belirtmemiş olması, uygulamada mahkûmiyet hâlinde verilerin saklanabileceği gibi bir izlenim yaratmaktadır. Mevzuatımızda merkezi bir genetik kayıt sisteminin dayanağı bulunmadığından, ilgili yargı kararlarının kesinleşmesiyle birlikte bu sonuçların hukuki güvenlik ilkesi gereği yok edilmesi gerektiği genel bir kabul görmektedir. Aksi bir uygulama, yasada açıkça öngörülmeyen bir depolama faaliyeti olarak değerlendirilebilecektir.

DNA İzolatları ve Biyolojik Örneklerin Akıbeti

Biyolojik örneklerin ve analiz sonucu elde edilen DNA izolatlarının imhası konusunda mevzuatımızda birbirinden farklı yönde hükümler mevcuttur. Beden Muayenesi Yönetmeliği (BMY) madde 14/3, moleküler genetik analizler için izole edilen DNA örneklerinin, bilirkişi tarafından rapor hazırlandıktan sonra imha edileceğini düzenlemektedir. Buna karşılık, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği bu izolatların en az bir yıl muhafaza edilip sonrasında derhâl imha edileceğini öngörmektedir. Hukuk normları hiyerarşisi gereği, BMY hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği savunulmaktadır. Ayrıca, Bölge Kriminal Polis Laboratuvarları Müdürlükleri Yönetmeliği uyarınca, olay yerinden elde edilen biyolojik numunelerden izole edilen DNA örnekleri en az bir yıl süreyle saklanmakta ve sonrasında üç kişilik bir heyet tarafından tutanakla imha edilmektedir. Bu farklı düzenlemelerin uyumlaştırılması ve tek bir kanun çatısı altında toplanması, adli sürecin sağlıklı yürümesi açısından gereklidir.

Ulusal DNA Veri Bankası Tartışmaları ve Fiili Durum

İngiltere'de NDNAD (Ulusal DNA Veri Tabanı) ve Almanya'da BKA bünyesinde oluşturulan yasal altyapılı veri tabanlarının aksine, Türkiye'de kanun temelinde bir DNA veri tabanı henüz mevcut değildir. 2007 yılında hazırlanan Türkiye Milli DNA Veri Bankası Kanunu Tasarısı yasalaşmamıştır. Bu yasal boşluğa rağmen, Yargıtay kararlarına yansıdığı üzere kriminal laboratuvarlar bünyesinde fiili bir DNA veri arşivi uygulaması yürütülmektedir. Olay yerlerinden elde edilen verilerin bu sistemlerde saklanması adli uygulamada karşılaşılan bir durumdur. Konuya ilişkin temel yasal durum şu şekildedir:

  • Türkiye'de yasal bir DNA veri bankası bulunmaması, verilerin saklanma süresi ve şartlarında belirsizlik yaratmaktadır.
  • Yargıtay içtihatlarına göre, fiili arşivden elde edilen bir genetik eşleşme doğrudan mahkûmiyete esas alınamaz; mutlaka kişiden yeni referans örneği alınarak doğrulama yapılması şarttır.
  • İngiltere'nin PACE yasası gibi karşılaştırmalı hukuk örneklerinde, beraat eden kişilerin DNA profillerinin süresiz saklanması sınırlandırılarak katı imha sürelerine bağlanmıştır.
3 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: