Makale
Sözleşmelerde Kapsam Denetimi ve Yazılmamış Sayılma Yaptırımı
Sözleşmelerin kurulması aşamasında, önceden tek taraflı olarak hazırlanan hükümlerin karşı tarafı haksız bir şekilde bağlamasını önlemek amacıyla çeşitli hukuki denetim mekanizmaları öngörülmüştür. Bu mekanizmaların ilk ve en temel adımı kapsam denetimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kapsam denetimi, ilgili genel işlem şartının fiilen sözleşmenin bir parçası hâline gelip gelmediğinin tespit edilmesine yaramaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, önceden hazırlanmış olan bir şartın, karşı tarafın menfaatine aykırı olmasına rağmen sözleşme içeriğine dâhil edilebilmesi için belirli yasal adımların eksiksiz bir biçimde izlenmesi şart koşulmuştur. Bu adımların usulüne uygun şekilde tamamlanmaması, söz konusu hükümlerin hukuki varlığını doğrudan etkileyecektir. Dolayısıyla, ticari hayatta yahut tüketici işlemlerinde sıklıkla karşılaşılan standart sözleşme metinlerinin bağlayıcı olabilmesi için, kapsam denetimi aşamasının başarıyla geçilmesi hukuki bir zorunluluktur.
Kapsam Denetiminin Temel Unsurları
Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesine göre, bir hükmün sözleşmenin bir parçası olarak kabul edilebilmesi için temelde aşağıdaki üç unsurun bir arada bulunması gerekmektedir:
- Açıkça bilgilendirme yükümlülüğü: Düzenleyen tarafın, sözleşme şartlarının varlığı ve hukuki etkileri hakkında karşı tarafı net olarak bilgilendirmesidir.
- İçeriği öğrenme imkânı tanınması: Karşı tarafa, kendisini bağlayacak metni okuyabilmesi ve anlayabilmesi için makul bir erişim imkânı ve yeterli süre sunulmasıdır.
- Karşı tarafın kabulü: Usulüne uygun şekilde sunulan bu şartların, karşı tarafın açık, davranışlarıyla ortaya koyduğu örtülü veya detaylı incelemeden toptan benimsediği global iradesiyle kabul edilmesidir.
Bu şartlar, sözleşmenin tarafları arasındaki bilgi eşitsizliğini gidermeyi hedeflemektedir. İlgili yasal adımların eksiksiz izlenmemesi, sözleşme hükümlerinin akıbetini doğrudan etkileyecektir.
Kabul Aşaması ve Şaşırtıcı Şartlar
Kapsam denetiminin son ve en kritik adımı karşı tarafın söz konusu şartları kabul etmesidir. Ancak kanun koyucu, açıkça bilgi verilip öğrenme imkânı tanınsa ve hatta metin kabul edilse dahi, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan koşulların sözleşmenin bir parçası olamayacağını emredici şekilde düzenlemiştir. Hukuk uygulamasında şaşırtıcı şartlar olarak adlandırılan bu durum, bir sözleşme hükmünün objektif veya sübjektif olarak olağandışı olmasını ifade eder. Bir sözleşme hükmü, objektif olarak sözleşmenin temel amacından uzak düşüyorsa veya sübjektif yönden karşı tarafın hesaba katması beklenemeyecek derecede ağır bir nitelik taşıyorsa, bu hüküm alışılmadık kabul edilecek ve her hâlükârda kapsam denetimine takılacaktır.
Yazılmamış Sayılma ve Yokluk Yaptırımı
Kapsam denetimi aşamalarından herhangi birinin eksikliği veya metinde şaşırtıcı şartların mevcudiyeti hâlinde, kanun ilgili hükümlerin yazılmamış sayılacağını emretmektedir. Yazılmamış sayılma yaptırımının hukuki niteliği konusunda doktrinde kesin hükümsüzlük veya kısmi yokluk gibi farklı yaklaşımlar bulunsa da, kanunun sistematiğine en uygun düşen hukuki yorum bunun bir yokluk yaptırımı olduğudur. Zira bilgilendirme eksikliği veya şaşırtıcı şart bulunması durumlarında, tarafların bu spesifik hükümler üzerinde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının varlığından söz edilemez. Karşı tarafın asıl sözleşmeyi kurma iradesi bulunsa dahi, bu irade usulüne uygun sunulmayan yan şartları kapsamamaktadır. İrade uyuşmazlığına dayanan bu temel eksiklik, söz konusu hükmün hukuken hiç doğmadığı anlamına gelmektedir.
Sözleşmenin Geri Kalanının Geçerliliği
Belirli genel işlem şartlarının kapsam denetiminden geçemeyerek yazılmamış sayılması, kural olarak sözleşmenin tamamının geçerliliğini zedelememektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca, yazılmamış sayılan koşullar haricinde sözleşme diğer hükümleriyle geçerliliğini korumaya devam edecektir. Bu noktada kanun koyucu, sözleşmeyi düzenleyen tarafa caydırıcı bir kısıtlama getirerek, yazılmamış sayılan o hükümler olmaksızın diğer taraf ile bu sözleşmeyi yapmayacağını iddia etme hakkını kesin olarak yasaklamıştır. Düzenleyen taraf, kısmi hükümsüzlük kurallarına sığınarak sözleşmenin bütününün iptalini veya geçersiz kılınmasını mahkemeden talep edemez. Bu katı kural, adil olmayan veya taraflar arasında haksız bir dengesizlik yaratan tek taraflı şartların, sözleşmesel ilişkinin tamamını hukuki güvenceden yoksun bırakmasını engellemeyi amaçlamaktadır.