Makale
TCK Kapsamında Kişisel Verilere Karşı Suçlar ve Hukuki Yaptırımları
Gelişen teknoloji ile birlikte kişisel verilerin korunması, modern toplumların en temel hukuki ihtiyaçlarından biri haline gelmiştir. Türk hukuk sistemimizde, kişisel verilerin korunması hakkı anayasal bir güvence altına alınmış olup, bu hakkın ihlali niteliğindeki eylemler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. Özel hayatın gizliliği hakkının özel bir görünümü olan bu hak, bireylerin mahremiyetini ve güvenliğini sağlamayı hedefler. TCK'nın "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünde yer alan hükümler, meşru olmayan veri işleme faaliyetlerini cezalandırmaktadır. Bu bağlamda kanun koyucu; kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve kanuni sürelerin dolmasına rağmen verileri yok etmeme eylemlerini doğrudan suç tipi olarak tanımlamıştır. İlgili suçlar, suçun maddi ve manevi unsurları ile nitelikli halleri çerçevesinde değerlendirilerek, veri koruma ihlallerine karşı etkili bir yaptırım sistemi oluşturmaktadır.
TCK Madde 135: Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu
TCK'nın 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, sırf hareket suçu niteliğinde olup, suçun oluşması için ayrıca bir zararın meydana gelmesi aranmaz. Bu suç tipiyle korunması amaçlanan asıl hukuki değer, özel hayatın gizliliği hakkının özel bir uzantısı olan kişisel verilerin korunması hakkıdır. Suçun maddi konusu, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü kişisel veridir ve tüzel kişilere ait veriler bu suçun maddi konusunu oluşturmaz. Kanun metnine göre, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydeden fail, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. İlgili eylemin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin özel nitelikli kişisel veriler üzerinde gerçekleştirilmesi halinde ise, suçun nitelikli hali vücut bulur ve faile verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kastla işlenebilen bu suçta failin, başkasına ait veriyi hukuka aykırı bir şekilde kaydettiğini bilmesi ve eylemi iradi olarak gerçekleştirmesi yeterlidir.
TCK Madde 136: Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu
TCK'nın 136. maddesi, meşru veya gayrimeşru yollarla elde edilmiş olmasına bakılmaksızın, kişisel verilerin üçüncü kişilere hukuka aykırı şekilde aktarılmasını veya yetkisiz kişilerce ele geçirilmesini cezalandırmaktadır. Kanuna göre; kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma tabi tutulur. Suç, kanunda yer alan ve aktarma işlevini gören eylemlerle seçimlik hareketli bir yapıya kavuşturulmuştur. İlgili seçimlik hareketlerden herhangi birinin hukuka aykırı icra edilmesi suçun tamamlanması için yeterli kabul edildiğinden, bu suç da soyut tehlike suçu vasfını taşımaktadır. Yargıtay içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, bir kişinin sosyal medya hesabında kendi rızasıyla paylaşım yaparak alenileştirdiği fotoğraf veya bilgilerin, alenileştirme amacı dışında başka kişiler tarafından ele geçirilip yayımlanması bu suçu oluşturur. Dolayısıyla bir verinin alenileştirilmiş olması, o verinin herkes tarafından her türlü amaçla serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmemektedir.
TCK Madde 138: Verileri Yok Etmeme Suçu
TCK madde 138, yasalara uygun ve meşru olarak sistemlere kaydedilmiş kişisel verilerin, kanunların belirlediği muhafaza süreleri dolduğunda veya işlenme amaçları tamamen ortadan kalktığında imha edilmemesi eylemini özel bir suç olarak düzenlemektedir. Bu fiil, ancak sistem içindeki verileri yok etmekle görevli ve yasal olarak yükümlü olan gerçek kişiler tarafından işlenebilen bir özgü suç türüdür. Gerçek ihmali suç niteliği taşıyan bu yaptırım, yükümlü kişinin kanunlarla belirlenen sürelerin dolmasına rağmen yok etme görevini kasten yerine getirmemesiyle oluşur. İlgili eylem kapsamında faile bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilmektedir. Yasal süreleri dolan söz konusu verilerin Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken hukuki veriler olması halinde ise, kanun koyucu verilecek cezanın bir kat artırılmasını hüküm altına alarak çok daha ağır bir yaptırım öngörmüştür.
Kişisel Verilere Karşı Suçlarda Ortak Nitelikli Haller (TCK Madde 137)
TCK'nın 137. maddesi, kişisel verilere karşı işlenen tüm bu suçlar açısından yani genel bağlamda ortak cezayı artırıcı nitelikli halleri düzenlemektedir. Kanun koyucu, failin sahip olduğu özel sıfatlar nedeniyle suçu daha kolay ve rahat işleyebilmesini, aynı zamanda toplumsal güvenin ağır şekilde zedelenmesini önlemek amacıyla, verilecek temel cezanın yarı oranında artırılmasını hüküm altına almıştır. Failin söz konusu nitelikli hallerden cezalandırılabilmesi için yalnızca bu sıfatlara haiz olması ceza artırımı için yeterli bulunmaz; eylemi gerçekleştirirken kendisine tanınan yetkiyi veya imtiyazı kötü niyetli olarak bilerek kullanması mutlak surette aranır. Kanun metninde açıkça ifade edilen bu ortak cezayı artırıcı nitelikli haller şu şekilde sıralanmaktadır:
- Suçun, kamu görevlisi tarafından ve o görevinin kendisine verdiği kanuni yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi.
- Suçun, failin sahip olduğu belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan kasten yararlanmak suretiyle icra edilmesi.
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak tüzel kişilerin irade ve hareket yetenekleri bulunmadığından, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ihlal eden bu suçların doğrudan faili olmaları hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla şirketler veya çeşitli kurumlar hakkında hapis veya adli para cezası gibi asli cezai yaptırımlar doğrudan uygulanamaz. Ancak kanun koyucu, mağdurların haklarını güvence altına almak ve adaleti tesis etmek için farklı bir mekanizma öngörmüştür. Kişisel verilere karşı işlenen bu haksız fiillerin doğrudan bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde ve o tüzel kişinin yararına olacak biçimde işlenmesi durumunda hukuk sisteminde yaptırımsızlık ortaya çıkmaz. TCK'nın 140. maddesi uyarınca, bu suçlardan dolayı haksız menfaat sağlayan ilgili tüzel kişi hakkında kanunda detaylıca belirtilen özel güvenlik tedbirlerine mahkemece karar verilmektedir.