Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Engin Baran | BN. 2019/24893

Karar Bülteni

AYM Engin Baran BN. 2019/24893

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/24893
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Esaslı iddiaların cevapsız bırakılması ihlal nedenidir.
  • Gerekçe, davanın sonucunu etkileyecek iddiaları karşılamalıdır.
  • Kazanılmış hak iddialarının değerlendirilmemesi adil yargılanmayı zedeler.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının idari yargıdaki sınırlarını ve hayati önemini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, yargılama sürecinde taraflarca açıkça ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara olumlu veya olumsuz, ancak mutlaka makul bir gerekçeyle yanıt verme yükümlülüğü bulunduğu güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Başvurucunun ceza davasından beraat etmesi sonrası mesleğe kabul edilmesi, çok uzun bir süre fiilen görev yapması ve sonradan tesis edilen aleyhe yargı kararıyla meslekten çıkarılmasının yarattığı ağır hukuki sonuçlara dair iddiaların idari yargı mercilerince tamamen cevapsız bırakılması, adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Benzer idari davalarda ve özellikle kamu görevinden çıkarma uyuşmazlıklarında bu emsal karar, Danıştay ve ilk derece idare mahkemeleri için son derece kritik bir yol gösterici nitelik taşımaktadır. Bundan böyle yargı mercileri, sadece şeklî ve yüzeysel bir inceleme yapmakla yetinemeyecek; kişilerin mesleki ve özel hayatlarını derinden etkileyen, bilhassa kazanılmış hak ve hukuki belirlilik ilkeleri çerçevesinde sunulan somut argümanları kendi kararlarında detaylıca tartışmak zorunda kalacaklardır. Uygulamada sıkça rastlanan, standart ve şablon gerekçelerle davaların reddedilmesi alışkanlığının önüne geçilmesi hedeflenmekte olup, yargı kararlarının toplumsal vicdanda ve taraflar nezdinde kabul edilebilirliğinin artırılması amaçlanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Polis eğitim merkezine kayıt olmaya hak kazanan başvurucunun kaydı, hakkında daha önceden açılmış ve devam eden bir ceza davası bulunduğu gerekçe gösterilerek ilgili idare tarafından yapılmamıştır. Söz konusu ceza davasından beraat eden başvurucu, kaydının yapılmamasına dair bu idari işleme karşı idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkemenin iptal kararı vermesi üzerine polislik mesleğine resmen başlayan başvurucu, yaklaşık dört yıl boyunca bu görevi fiilen ve başarıyla sürdürmüştür. Ancak ilerleyen süreçte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, başvurucunun kayıt tarihindeki ceza davasını tekrar gerekçe göstererek iptal kararını bozmuş ve bunun neticesinde başvurucu meslekten ihraç edilmiştir. Başvurucu, dört yıl boyunca fiilen polislik yapmasının kendisine sağladığı kazanılmış hakların ve almış olduğu beraat kararının yargılama sürecinde mahkemelerce hiçbir şekilde tartışılmadığını belirterek, uyuşmazlığın esasına yönelik temel iddialarının kararda karşılanmaması sebebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi önündeki uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkına ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141 uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması konusundaki anayasal zorunluluğa dayanmıştır.

Gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin yargılama sırasında taraflarca ileri sürülen her türlü iddiaya ayrıntılı yanıt vermesini gerektirmese de, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmalara mutlaka makul ve tatmin edici bir gerekçe ile yanıt verilmesini zorunlu kılmaktadır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tarafların uyuşmazlığın çözümü için öne sürdüğü temel itirazların kararda tartışılmaması veya yargı makamlarınca tamamen cevapsız bırakılması, kararın şeffaflığını, hukuki güvenilirliğini ve denetlenebilirliğini zedeleyerek doğrudan adil yargılanma hakkının ihlaline yol açmaktadır.

Özellikle idari yargılama usulünde istinaf veya temyiz mercilerinin, ilk derece mahkemesinin kararını onaylarken veya bozarken, kanun yollarında dile getirilmiş ve davanın seyri açısından kritik önem taşıyan argümanları dikkatle incelediğini kararlarında göstermesi gerekmektedir. Esasa dair iddiaların istinaf ve temyiz mercilerince hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan cevapsız bırakılması, gerekçeli karar hakkının özüne dokunan çok ciddi bir usul eksikliği olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki asıl görevi, yargı kararlarındaki olası hukuka aykırılıkları doğrudan gidermek olmamakla birlikte, bariz takdir hatası içermeyen veya keyfî görünmeyen kararlarda bile davanın esası yönünden büyük önem taşıyan meselelerin mahkemelerce cevapsız bırakılıp bırakılmadığını anayasal sınırlar içinde denetlemektir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ciddi şekilde zedelendiğine dair iddialarını merkeze alarak kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Başvurucu, Danıştay kararı üzerine polis eğitim merkezine resmen kaydının yapıldığını, eğitim sürecini başarıyla tamamlayıp atamasının gerçekleştiğini, adaylık sürecinin ardından asaletinin tasdik edildiğini ve hatta doğu görevini dahi tam anlamıyla yerine getirerek yaklaşık dört yıl boyunca polislik mesleğini aktif bir biçimde icra ettiğini yargılama sürecinde mahkemeler önünde ısrarla dile getirmiştir. Ayrıca, ilgili ceza davasından kesin olarak beraat etmiş olmasına rağmen aradan geçen uzun yıllar sonra verilen bir bozma kararı üzerine aniden meslekten ihraç edilmesinin, hayatında telafisi imkansız bir hukuki belirsizlik yarattığına vurgu yapmıştır. Bununla birlikte, aradan geçen süre zarfında yaş sınırını geçmesi sebebiyle başka memuriyet fırsatlarını tamamen kaçırdığına ve uzun hizmet süresine dayalı kazanılmış haklarının yargı mercilerince hiçbir şekilde gözetilmediğine dikkat çekmiştir.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun hem mesleki kariyerini hem de özel hayatını derinden etkileyen bu hususların, uyuşmazlığın esası açısından hayati önem taşıyan ve mahkemelerce mutlaka mantıklı bir çerçevede karşılanması gereken temel itirazlar olduğunu belirlemiştir. İdari yargı mercilerinin ve özellikle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdikleri nihai kararlarda, başvurucunun hukuki güvenilirlik ve kazanılmış haklara dayanan bu esaslı nitelikteki iddialarına ve itirazlarına olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt vermediği, tüm bu kritik itirazların yargılama boyunca tamamen cevapsız bırakıldığı açıkça tespit edilmiştir. İdari yargı yerlerinin, davanın kaderini belirleyecek bu iddiaları tümüyle cevapsız bırakması, yargılama sürecinin bir bütün olarak adil olmaktan çıkmasına ve verilen kararların anayasal anlamda gerekçesiz kalmasına neden olmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun esaslı iddialarının mahkemelerce cevapsız bırakılması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir / başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: