Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Erdem Yavuz | BN. 2020/30146

Karar Bülteni

AYM Erdem Yavuz BN. 2020/30146

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/30146
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kapalı görüşlerin kaydedilmesinin açık kanuni dayanağı olmalıdır.
  • Kanuni dayanağı olmayan dinleme haberleşme hürriyetini ihlal eder.
  • Görüş kısıtlamalarına karşı şikayetler yargı mercilerince incelenmelidir.
  • Etkili hukuk yollarının sunulması anayasal bir zorunluluktur.
  • Mahkemeler itirazları ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılamalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların temel haklarına yönelik gerçekleştirilen kısıtlamaların sınırlarını ve yargısal denetim yükümlülüğünün önemini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar hukuken iki temel hususa işaret etmektedir. Birincisi, mahpusların yakınlarıyla yaptıkları kapalı görüşmelerin sistematik olarak dinlenmesi ve teknik araçlarla kaydedilmesi uygulamasının çerçevesi belirlenmiş açık bir kanuni dayanağı olması gerektiğidir. Kanuni sınırlar çizilmeden salt idari işlemlerle yapılan kayıt uygulamaları, haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına doğrudan bir müdahale teşkil etmektedir. İkincisi ise pandemi gibi olağanüstü durumlarda dahi mahpusların haklarına getirilen kısıtlamalara karşı idari ve yargısal başvuru yollarının fiilen etkili olması gerektiğidir. İnfaz hâkimliklerinin yapılan şikayetleri esastan incelemeden, kalıplaşmış gerekçelerle reddetmesi etkili başvuru hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, ceza infaz kurumlarındaki kapalı görüşlerin kaydedilmesi uygulamasının salt mevcut telefonla görüşme kurallarına dayandırılamayacağını, yasal altyapısının acilen ve açıkça düzenlenmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi kararlarının soyut ve genel ifadelerle mahpus itirazlarını reddetme alışkanlığının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargı mercileri, mahpusların temel hak kısıtlamalarına yönelik şikayetlerinde, uyuşmazlığın esasını oluşturan maddi ve hukuki sorunları bütünüyle ele almak, ayrıntılı olarak tartışmak ve tatmin edici gerekçeler sunmak zorundadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Oltu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucu, yakınlarıyla cezaevinde yaptığı kapalı görüşmelerin dinlenerek teknik cihazlarla kayıt altına alınmasından ve ayrıca COVID-19 salgını tedbirleri gerekçe gösterilerek kurumdaki açık ve kapalı görüşlerin uzun süreli olarak kısıtlanmasından rahatsızlık duymuştur. Başvurucu, her iki uygulamanın da hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılması talebiyle İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığına başvurmuştur. Kurul, telefon görüşmelerinin kanun gereği kaydedildiğini, kapalı görüşlerde de aynı uygulamanın yapıldığını ve pandemi kısıtlamalarının Bakanlık talimatı doğrultusunda uygulandığını belirterek talebi reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine itirazda bulunmuş, ancak yargı mercilerinden de esasa ilişkin tatmin edici bir inceleme yapılmadan ret yanıtı almıştır. Başvurucu, idari ve yargısal süreçlerin yetersizliği sebebiyle temel haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle mahpusların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasına ilişkin kanunilik unsuru ile temel haklara yönelik müdahalelere karşı etkili başvuru hakkını merkeze almıştır.

Öncelikle, idarenin işleminin dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.66 hükmü, hükümlü ve tutukluların genel anlamda telefon görüşme hakkını ve bu görüşmelerin dinlenip kaydedilebilmesini düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bu kuralın açık ve kapalı görüşler sırasında fiziksel bölmeler ardında yapılan yüz yüze konuşmaların sistematik olarak dinlenmesi ve kaydedilmesine imkân verecek şekilde geniş yorumlanması mümkün değildir. Kapalı görüşlerde yapılan konuşmaların teknik araçlarla dinlenip kaydedilebilmesi için, sınırları ve şartları açıkça belirlenmiş spesifik bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Bununla birlikte, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı uyarınca, temel hak ve hürriyetlerine müdahale edildiğini iddia eden kişilerin, bu iddialarının esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarına erişebilmesi gerekmektedir. Ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların temel haklara müdahale teşkil ettiği durumlarda, infaz hâkimlikleri ve itiraz merci olan ağır ceza mahkemelerinin, uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunları bütünüyle ele alıp karara bağlama işlevi bulunmaktadır. Yargısal makamların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, bireylere sunulan hukuk yollarının yalnızca şekli olarak var olduğu, pratikte ise işlemediği anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun iddialarını iki ana eksende incelemiştir. İlk olarak, kapalı görüşlerde yapılan konuşmaların sistematik bir şekilde teknik araçla dinlenmesi ve kaydedilmesi uygulamasının şartlarını belirleyen yeterli bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. İdarenin dayandığı kanun hükümlerinin açıkça telefon görüşmelerine ilişkin olduğu, kapalı görüşlerin kaydedilmesini kanunilik ilkesini karşılayacak düzeyde düzenlemediği vurgulanmıştır. Bu nedenle, açık bir kanuni dayanak olmaksızın uygulanan bu müdahalenin, başvurucunun özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.

İkinci şikayet konusu olan COVID-19 salgınına yönelik tedbirler kapsamında ceza infaz kurumundaki görüşlerin kısıtlanmasına karşı yapılan itirazların reddedilmesi hususunda ise Mahkeme, etkili başvuru hakkı yönünden inceleme yapmıştır. Başvurucunun şikayeti üzerine infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin verdiği kararlarda, uyuşmazlığın maddi ve hukuki sorunlarının bütünüyle ele alınmadığı saptanmıştır. Yargı mercilerinin, başvurucunun görüşlerin kısıtlanması nedeniyle ailesiyle iletişim kuramamasına ilişkin iddialarının esasını hiç tartışmadığı, şikayet konusu edilen hususların kabulüne ya da reddine ilişkin somut, ilgili ve yeterli bir gerekçe sunmadığı belirlenmiştir. Yargısal makamların bu yüzeysel tutumunun, başvurucuya asgari güvenceleri içeren ve pratikte işleyen etkili bir hukuk yolu sunulmadığını açıkça gösterdiği tespit edilmiştir. Meydana gelen bu eksiklik nedeniyle aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının zedelendiği kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, özel hayata saygı hakkı, haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: