Karar Bülteni
AYM Eren Kürklü BN. 2019/3908
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/3908 |
| Karar Tarihi | 22.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- KHK işlemleri yargı denetimi dışında tutulamaz.
- Mahkemeye erişim hakkı keyfiliğe karşı korunmalıdır.
- Uyuşmazlıklar görevli idari mercilere yönlendirilmelidir.
- İncelenmeksizin ret kararı anayasal ilkelere aykırıdır.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini doğrudan etkileyen işlemlerin yargısal denetimi açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemelerinin doğrudan kanun hükmünde kararnameye dayanan iptal davalarını, ortada idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddetmesini hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı bağlamında anayasaya aykırı bulmuştur. Karar, idarenin eylem ve işlemlerinin hiçbir şekilde yargı denetimi dışında bırakılmaması gerektiğini ve mahkemelerin hukuki uyuşmazlıkları şekilci bir yaklaşımla usulden reddetmek yerine ilgili olağanüstü hâl komisyonlarına devretmek gibi anayasal güvenceleri sağlayacak yapıcı yorumlar geliştirmesi gerektiğini net bir biçimde vurgulamaktadır.
Emsal etkisi bakımından bu içtihat, benzer şekilde kanun hükmünde kararname ile ilişiği kesilen sözleşmeli subay ve astsubay adayları, askeri öğrenciler, polis adayları ve diğer tüm kamu görevlisi adaylarının açtığı davalarda idari yargı mahkemelerine yol gösterici temel bir niteliktedir. Yargı mercilerinin, başvurucuları idari keyfiliğe karşı korumak ve etkili hukuki denetimi sağlamak adına mahkemeye taşınan dosyaları doğrudan reddetmeyip Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu gibi bu alanda özel olarak görevlendirilmiş mercilere aktarmaları gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir. Bu özgürlükçü yaklaşım, olağanüstü dönemlerde dahi temel hak ve özgürlüklerin etkin bir şekilde korunması, hak arama hürriyetinin kısıtlanmaması ve mahkemeye erişim hakkının güvence altına alınması bağlamında Türk idare hukuku sisteminde kalıcı ve güçlü bir hukuki güvence mekanizması oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, iki bin on beş yılında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay olmak amacıyla Kara Harp Okulunda sözleşmeli subay adayı statüsünde eğitime başlamıştır. Ancak iki bin on altı yılında yaşanan darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan ve uygulamaya konulan kanun hükmünde kararname ile temin faaliyeti henüz tamamlanmamış olan subay adaylarının işlemleri bütünüyle iptal edilmiş ve başvurucunun da kurumuyla olan ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, hiçbir disiplin cezası olmamasına ve özel hayatına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmamasına rağmen haksız yere statüsünün sona erdirildiğini belirterek, bu işlemin iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. İdare mahkemesi ise tesis edilen işlemin doğrudan kanun niteliği taşıyan kararname ile yapıldığını, bu nedenle ortada iptal davasına konu olabilecek idari bir işlem bulunmadığını belirterek davayı esasa girmeden incelenmeksizin reddetmiştir. İstinaf ve temyiz yollarından da olumlu bir sonuç alamayan başvurucu, haksız yere ilişiğinin kesildiğini ve davasının esastan incelenmeyerek mahkemeye erişim hakkının ciddi şekilde engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden hukuki düzenlemelerin başında, olağanüstü hâl döneminde yürürlüğe konulan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gelmektedir. Anılan kararnamenin altıncı maddesinin (a) bendi uyarınca, temin faaliyeti henüz tamamlanmamış olan astsubay ve subay adayları hakkındaki işlemlerin iptal edileceği düzenlenmiştir. Bu kural, başvurucunun Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesilmesine doğrudan yasal dayanak oluşturmuştur.
Bununla birlikte, olağanüstü hâl döneminde alınan sert tedbirlerin ve idarece tesis edilen doğrudan işlemlerin hukuki denetimini sağlamak amacıyla kurulan yasal mekanizmalar büyük önem taşımaktadır. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun bu mekanizmaların temelini oluşturmaktadır. Anılan Kanun'un ikinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kanun hükmünde kararnamelerle gerçek kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak idare tarafından doğrudan tesis edilen işlemlerin incelenmesi görevi kanunla Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları ve bilhassa benzer bir uyuşmazlıkta verilen emsal niteliğindeki genel kurul kararı prensipleri gereğince, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini derinden etkileyen konularda mahkemelerin dar ve şekilci yorumlardan kaçınarak anayasal güvenceleri işletecek geniş ve koruyucu yorumlar yapması esastır. Bu bağlamda, idari davalarda doğrudan incelenmeksizin ret kararı verilmesi yerine, yargı organınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli ve yetkili komisyona gönderilmesi, Anayasa'nın otuz altıncı maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ve adil yargılanma ilkesinin doğal bir gereğidir. Yargı mercileri, hak arayan bireyleri idarenin muhtemel keyfi tasarruflarına karşı korumakla ve hak arama yollarını açık tutmakla yükümlüdür.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda başvurucu, sözleşmeli subay adayı olarak eğitimine devam etmekte iken olağanüstü hâl döneminde yürürlüğe konulan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile statüsü tamamen sona erdirilmiş ve kurumu ile olan ilişiği kesilmiştir. Başvurucunun yasal haklarını aramak amacıyla bu işleme karşı açtığı iptal davasında ilk derece mahkemesi, uyuşmazlığa konu işlemin doğrudan kanun hükmünde kararname ile tesis edildiğini ve bu sebeple ortada idari yargı denetimine tabi tutulabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem bulunmadığını belirterek davayı esasa girmeksizin usul yönünden incelenmeksizin reddetmiştir. Bu usulden ret kararı, daha sonraki istinaf ve temyiz aşamalarından da geçerek hukuken kesinleşmiştir.
Anayasa Mahkemesi, bu yargısal süreci incelerken benzer nitelikteki daha önceki emsal içtihatlarına atıf yaparak derinlemesine bir değerlendirme yapmıştır. Anayasa Mahkemesinin hukuki tespitlerine göre, 7075 sayılı Kanun uyarınca olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleriyle kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan tesis edilen işlemlerin incelenmesi ve denetlenmesi yetkisi münhasıran Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna aittir. Yargı mercilerinin, başvurucunun anayasal güvencelerden en etkin şekilde yararlanmasını sağlayacak mahiyette yapıcı bir yorumla, davanın incelenmeksizin reddine karar vermek yerine dosyayı görevli ve yetkili olan söz konusu Komisyona göndermesi gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu şekilde hakkaniyetli bir usul yorumu geliştirmeyerek davayı doğrudan usulden reddetmesi, başvurucuyu olası keyfiliğe karşı tamamen korumasız bırakmış ve hakkını arayabileceği yegane hukuki denetim yollarını bütünüyle kapatmıştır.
Ayrıca, ilgili Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunun görev süresinin yasal olarak sona ermiş olması da başvurucunun mağduriyetinin giderilmesine engel teşkil etmemektedir. Zira 7075 sayılı Kanun'a eklenen geçici beşinci madde ile Komisyonun görev süresi bittikten sonra mahkemelerce verilecek kararlar üzerine yapılması gereken iş ve işlemleri yürütecek alternatif kurumlar açıkça belirlenmiştir. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi vasıtasıyla başvuru yolunun tekrar işletilmesi ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması fiilen ve hukuken mümkündür.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun açtığı davanın görevli komisyona gönderilmesi yerine incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.