Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2016/58199 E. | 2021/2607 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2016/58199 E. 2021/2607 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2016/58199
Karar No 2021/2607
Karar Tarihi 20.09.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Meslekten çıkarma olağanüstü bir idari tedbirdir.
  • İltisak veya irtibat meslekten çıkarma için yeterlidir.
  • Ön savunma alınmaması adil yargılanmayı ihlal etmez.
  • ByLock kullanımı örgütsel irtibatı somutça gösterir.

Bu karar, olağanüstü hal döneminde yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları netleştirmesi bakımından hukuken kritik bir öneme sahiptir. Kararda, meslekten çıkarma işleminin klasik bir disiplin cezası olmadığı, devletin milli güvenliğini korumak ve yargı bağımsızlığını tesis etmek amacıyla alınan "olağanüstü bir idari tedbir" olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, idari işlem tesis edilmeden önce ilgiliden savunma alınmamış olmasının, adil yargılanma hakkını tek başına ihlal etmediği; zira yargılama sürecinde kişiye tüm delilleri görme ve onlara karşı etkin bir şekilde itiraz etme hakkı tanındığı ifade edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece güçlüdür. Danıştay, FETÖ/PDY gibi gizlilik esasına dayalı terör örgütleriyle "irtibat" ve "iltisak" kavramlarını geniş bir perspektifte değerlendirmiş; örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock kullanımını, tanık beyanlarını, mahrem imamlarla yapılan ardışık görüşmeleri ve görevde yükselme anomalilerini bir bütün olarak ele almıştır. Karar, ceza mahkemelerinde yürütülen yargılamalar ile idari yargıdaki meslekten çıkarma tedbiri arasındaki ince çizgiyi belirginleştirmiş; ceza davasının sonucundan veya orada uygulanan ispat standartlarından bağımsız olarak idari tedbirin "iltisak" bağlamında hukuka uygun bulunabileceğini uygulamada yerleşik hale getirmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, yargı mensubu (hâkim/savcı) olarak görev yapmaktayken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Kurulunun kararıyla meslekten çıkarılmıştır. Görevine son verilmesinin temel nedeni, davacının Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisak ve irtibatının bulunduğunun değerlendirilmesidir. Davacı, söz konusu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunmuş ancak bu talebi de yine HSK Genel Kurulu tarafından reddedilmiştir.

Bunun üzerine davacı, idarenin kendisine savunma hakkı tanımadığını, kararın somut ve kişiselleştirilmiş delillere dayanmadığını, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia ederek iptal davası açmıştır. Davacı, meslekten çıkarma kararının ile yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptalini ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine iadesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mercii çeşitli anayasal ve yasal kurallara, ayrıca uluslararası ve etik belgelere dayanmıştır. Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.138 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.139 hükümleri ile hâkimlerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı güvence altına alınmış, ancak meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler bu teminatın istisnası olarak düzenlenmiştir.

Davanın temelini oluşturan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname m.3/1 hükmü uyarınca, terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen yapılara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılacağı düzenlenmiştir. Kararların denetim ve usul süreçleri ise 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m.53 ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu m.33 çerçevesinde şekillenmiştir.

Ayrıca yargı mensuplarının uyması gereken etik kurallar açısından Bangalor Yargı Etiği İlkeleri referans alınmıştır. Bu ilkelere göre hâkimlerin tarafsız, bağımsız ve dürüst olmaları, anayasal düzene sadakat göstermeleri mesleki bir zorunluluktur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. ve 8. maddeleri ile güvence altına alınan adil yargılanma ve özel hayata saygı haklarına müdahalenin de ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.15 kapsamında, ulusun varlığını tehdit eden genel tehlike hallerinde, durumun gerektirdiği ölçüde yapılabileceği kuralı esas alınmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay, somut olayda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren birden fazla delili titizlikle ve bir arada değerlendirmiştir. İlk olarak, davacının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kendi adına kayıtlı GSM hattı üzerinden ve görev yaptığı illerle uyumlu baz istasyonlarından defalarca kullandığı teknik verilerle (HTS kayıtları ve ByLock Tespit Tutanağı) tespit edilmiştir. ByLock yazışma içeriklerinde davacının açıkça adının geçtiği ve örgütsel faaliyetler, maddi yardımlar (himmet) hakkında görüşmeler yapıldığı belirlenmiştir.

Bununla birlikte, dosyaya sunulan çok sayıdaki tanık beyanında; davacının örgüt evlerinde kaldığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde "belletmen" olarak görev aldığı ve stajyer hakim adaylarından sorumlu kişi konumunda bulunduğu açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca davacının, 2014 yılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu üye seçimlerinde örgütün desteklediği sözde "bağımsız" adaylar lehine aktif olarak oy istediği, toplantılara katıldığı ve sosyal medya üzerinden örgüt menfaatlerine paralel paylaşımlar yaptığı tanık ifadeleriyle doğrulanmıştır. Mahkeme, davacının örgütün adalet teşkilatı içindeki mahrem imamlarıyla operasyonel hatlar üzerinden irtibat kurduğunu da tespit etmiştir.

Davacı her ne kadar ön savunmasının alınmamasını bir hukuka aykırılık olarak ileri sürmüşse de mahkeme, söz konusu meslekten çıkarma işleminin klasik bir disiplin yaptırımı olmadığını, kamu düzenini ve milli güvenliği sağlamak amacıyla alınan geçici olmayan, olağanüstü bir idari tedbir olduğunu belirterek bu iddiayı reddetmiştir. Yargılama aşamasındaki çelişmeli yargılama ve delil sunma imkânları sayesinde adil yargılanma hakkının zedelenmediği vurgulanmıştır. Ayrıca, davacının ceza mahkemesinde silahlı terör örgütü üyeliğinden hapis cezası alması da idari kararın tespitlerini güçlendiren bir olgu olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu anlaşıldığından dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: