Karar Bülteni
YARGITAY 4. CD 2021/31735 E. 2022/24820 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 4. Ceza Dairesi |
| Esas No | 2021/31735 |
| Karar No | 2022/24820 |
| Karar Tarihi | 07.12.2022 |
| Dava Türü | Ceza Davası (Tehdit) |
| Karar Sonucu | Esastan Ret (Onama) |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Mobbing iddiası tehdit suçunu doğrudan ortadan kaldırmaz.
- Kendine zarar verme kastı tehdit suçunu dışlamaz.
- İstinaf mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmuştur.
Bu karar, işyerinde veya kamu kurumlarında (örneğin okulda) yaşanan psikolojik taciz (mobbing) iddialarının, failin işlediği başka bir suç bağlamında doğrudan bir cezasızlık veya hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Sanık müdafisinin, failin sadece kendisine zarar vermek istediği ve bu duruma okulda maruz kaldığı mobbingin sebep olduğu yönündeki savunması, tehdit suçunun yasal unsurlarının oluşumunu tek başına engellememiştir. Yargıtay, alt derece mahkemesinin delil değerlendirmesini ve ulaştığı mahkumiyet sonucunu hukuka uygun bularak istinaf incelemesinin sınırları dahilinde herhangi bir hukuka aykırılık tespit etmemiştir. Karar, iddia edilen psikolojik baskının suç işleme kastını bertaraf etmeyeceğini net bir biçimde göstermektedir.
Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, mobbing mağduru olduğunu iddia eden kişilerin, tepki olarak gerçekleştirdikleri eylemlerde ceza hukuku sınırları içinde kalmaları gerektiğine dair güçlü bir hukuki mesaj vermektedir. Yaşanan mağduriyetin, hukuka aykırı başka eylemlere ve tehdit gibi suçlara meşruiyet kazandırmayacağı Yargıtay tarafından kesin olarak teyit edilmiştir. Benzer ceza davalarında, mobbing iddiasının bir haksız tahrik nedeni veya kastı büsbütün kaldıran bir unsur olarak ileri sürülmesi halinde dahi, mahkemelerin olayın bütününe ve tehdit fiilinin yasal unsurlarının somut olarak gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanması gerektiği anlaşılmaktadır. Karar, ceza yargılamasında istinaf mahkemelerinin esastan ret kararlarının denetiminde, usul ve yasaya uygunluk bulunduğu sürece bozma yapılmayacağını pekiştiren güncel bir emsaldir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davaya konu olan uyuşmazlık, bir okulda yaşanan olaylar neticesinde sanık hakkında açılan ceza davasından kaynaklanmaktadır. Olayda, sanık işlediği iddia edilen bir eylem sebebiyle alt derece mahkemesi tarafından "tehdit" suçundan yargılanmış ve mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanık avukatı, bu mahkumiyet kararına itiraz ederek müvekkilinin suç işleme kastı bulunmadığını ve tehdit suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığını iddia etmiştir. Savunma makamı, müvekkilinin aslında okul yönetimince uygulanan ağır bir psikolojik taciz (mobbing) neticesinde bu buhranlı duruma düştüğünü, olay sırasında başkasına değil yalnızca kendisine zarar verme niyeti taşıdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Kısacası uyuşmazlığın temelini, okulda uygulanan mobbingin ve kişinin kendine zarar verme psikolojisinin tehdit suçunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı sorunu oluşturmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken ve Yargıtay'ın temyiz incelemesini yaparken dayandığı temel hukuk kuralları, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde şekillenmiştir. Öncelikle, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.106 bağlamında tehdit suçunun yasal unsurlarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Tehdit suçu, bir başkasına, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmak suretiyle işlenir. Failin bu suçu işlerken iddia ettiği arka plan saikleri veya maruz kaldığı psikolojik baskılar (örneğin mobbing), suçun maddi unsurunu ortadan kaldıran mutlak bir etken olarak düzenlenmemiştir.
Yargıtay incelemesinde temel alınan bir diğer hukuki dayanak ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.288 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.294 hükümleridir. Bu maddeler uyarınca temyiz incelemesi, yalnızca kararın hukuka aykırı olması nedenine dayanarak ve temyiz edenin belirttiği hususlarla sınırlı olarak yapılır. İlgili kanun maddeleri, bölge adliye mahkemesi kararlarının hangi sınırlar dahilinde Yargıtay denetiminden geçeceğini kesin olarak belirlemiştir.
Ayrıca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.289 kapsamında sayılan ve hükmün kesin olarak bozulmasını gerektiren mutlak hukuka aykırılık halleri de temyiz incelemesi sırasında Yargıtay tarafından resen gözetilir. Somut uyuşmazlıkta, sanık tarafı okulda uygulanan psikolojik taciz (mobbing) olgusunu ileri sürmüş olsa da, mobbingin varlığına dair iddialar, bağımsız bir suç olan tehdit eylemini ceza hukuku anlamında doğrudan hukuka uygun hale getirmez. Yargıtay, alt derece mahkemesinin kararında bu usul ve esas kurallarına aykırı bir yön bulunmadığını tespit ederek, kanun yollarına başvuru sınırları içinde hukuki denetimini gerçekleştirmiş ve hükmü kurmuştur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde, sanık müdafisinin istinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürdüğü iddialar detaylı bir biçimde ele alınmıştır. Sanık tarafı, atılı tehdit suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını, dosyada sanığın cezalandırılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığını savunmuştur. Savunmanın en dikkat çeken yönü ise, sanığın olay esnasında aslında başka bir kişiye zarar verme kastının bulunmadığı, sadece kendisine zarar vermek istediği ve bu psikolojik çöküntü durumuna da görev yaptığı okulda kendisine karşı sistematik olarak uygulanan mobbingin (psikolojik taciz) sebep olduğu yönündeki iddiadır.
Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından verilen tehdit suçundan mahkumiyet kararını inceleyen Yargıtay, sanığın savunmasında belirttiği okulda uygulanan mobbing olgusunu ve kendisine zarar verme niyeti taşıdığı yönündeki beyanlarını, tehdit suçunun oluşumuna engel teşkil eden bir hukuka aykırılık nedeni olarak görmemiştir. Temyiz incelemesinde, ilk derece mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin delilleri takdir etmesinde, suç vasfının tayininde ve cezanın belirlenmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemenin, sanığın eylemini sübuta eren bir tehdit suçu olarak nitelendirmesi ve buna göre mahkumiyet kararı vermesi, usul ve yasa kurallarına tam olarak uygun bulunmuştur. İleri sürülen okul içi mobbing iddialarının, şayet varsayılsa bile, ayrı bir hukuki veya idari başvuru (şikayet, tazminat vb.) konusu olabileceği; ancak fiilen gerçekleşen ve kanunda açıkça suç olarak tanımlanan tehdit fiilini ortadan kaldırmayacağı anlaşılmıştır. Yargıtay, ayrıca dosyada mutlak ve kesin hukuka aykırılık hallerinden hiçbirinin de bulunmadığını açıkça saptamıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkındaki mahkumiyet kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek temyiz isteminin esastan reddine ve kararın onanması yönünde karar vermiştir.