Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 5. Daire | 2022/9532 E. | 2023/15116 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2022/9532 E. 2023/15116 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Dairesi
Esas No 2022/9532
Karar No 2023/15116
Karar Tarihi 02.11.2023
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Yargı mensubunun paylaşımları meslek onurunu zedelememelidir.
  • Ceza zamanaşımı disiplin soruşturması süresini de uzatır.
  • Tarafsızlık ilkesi yargıya güvenin temel şartıdır.
  • İfade özgürlüğü mesleki itibarın zedelenmesine gerekçe olamaz.

Bu karar, hâkim ve savcıların sosyal medya kullanımında tabi oldukları etik ve yasal sınırları net bir şekilde çizmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargı mensuplarının temel haklarından olan ifade özgürlüğü bulunmakla birlikte, bu özgürlüğün yargının bağımsızlığına, tarafsızlığına ve toplum nazarındaki güvenilirliğine zarar verecek boyuta ulaşmaması gerektiği karar metninde çok açık biçimde vurgulanmıştır. İdarenin tesis ettiği disiplin işlemi, terör örgütü propagandası niteliği taşıyan veya mesleğin onurunu zedeleyen sistematik eylemlerin doğrudan meslekten çıkarma yaptırımı ile cezalandırılabileceğini teyit etmektedir.

Kararın benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi, özellikle disiplin zamanaşımı sürelerinin hesaplanması ve sosyal medya paylaşımlarının memuriyet güvenceleri kapsamında değerlendirilme kriterleri yönünden ortaya çıkmaktadır. Danıştay, eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi ve bir ceza kovuşturmasına konu olması durumunda, disiplin işlemleri için de daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağını belirterek idarelerin eylem karşısındaki disiplin yetkisini korumuştur. Ayrıca, uluslararası nitelikteki Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'ne açıkça atıf yapılarak, bir yargı mensubunun sadece adil olmakla kalmayıp, kamuoyunda adil ve tarafsız olduğuna dair görüntüyü de sarsmayacak bir duruş sergilemesi gerektiği içtihat haline getirilmiştir. Bu yaklaşım, gelecekteki disiplin cezası iptal davalarında idarenin takdir yetkisinin sınırlarını ve yargı etiğini belirleyen güçlü bir referans belgesi olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Zonguldak'ta hâkim olarak görev yapan davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından meslekten çıkarılması kararı üzerine başlamıştır. Davacı, 2014 ve 2015 yıllarında çeşitli sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı herkese açık paylaşımlarda, devlet kurumlarını ve yüksek yargı organlarını ağır şekilde eleştirmiş, devam eden terör örgütü soruşturmalarını itibarsızlaştırmaya yönelik ifadeler kullanmıştır. Bu eylemleri tespit edildikten sonra hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve mesleğin şeref, onur ile memuriyet itibarını bozduğu gerekçesiyle kendisine meslekten çıkarma cezası verilmiştir. Davacı, söz konusu paylaşımlarının sadece düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında birer eleştiri olduğunu, savunma hakkının kısıtlandığını ve eylemlerin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçtiği için cezanın zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir. Bu gerekçelerle, verilen meslekten çıkarma cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek cezanın iptal edilmesi ve mahrum kaldığı tüm özlük haklarının iadesi talebiyle Danıştay nezdinde iptal davası açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, uyuşmazlığı çözerken özellikle yargı mensuplarının tabi olduğu yasal düzenlemeleri ve evrensel etik mevzuatını temel almıştır. Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel kural, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m.69 hükmüdür. Bu maddenin son fıkrasına göre; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil, tek başına ceza hukuku anlamında suç teşkil etmese ve adli bir hükümlülük gerektirmese dahi, eylemin mesleğin şeref ve onurunu veya memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülmesi durumunda ilgili kişiye doğrudan meslekten çıkarma cezası verileceği kesin olarak düzenlenmiştir.

Davacının ileri sürdüğü zamanaşımı iddialarının değerlendirilmesinde ise aynı kanunun 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m.72 kuralı dikkate alınmıştır. İlgili kural gereğince, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda adli yönden bir suç oluşturması ve bu suç için kanunda daha uzun bir ceza zamanaşımı süresinin öngörülmesi halinde, ceza soruşturması veya kovuşturması da açılmışsa disiplin cezaları için bu uzun ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı belirtilerek idarenin soruşturma yetkisi güvence altına alınmıştır.

Ayrıca, yargı mensuplarının mesleki davranış standartlarını belirleyen evrensel kurallar kararın en temel dayanaklarından birini oluşturmuştur. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından kabul edilerek benimsenen Bangalor Yargı Etiği İlkeleri uyarınca, hâkimin yargısal görevlerini daima tarafsız, önyargısız ve iltimassız bir şekilde yerine getirmesi gerektiği hatırlatılmıştır. Bu ilkelere göre hâkim, sadece mahkeme içinde değil mahkeme dışında ve özel yaşantısında da, halkın, hukukçuların ve davanın taraflarının yargı bağımsızlığına duyduğu güveni artıracak davranışlar sergilemek zorundadır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar, objektif olarak sağlandığı görüntüsünün verilmesinin de elzem olduğu doktrin ve yerleşik içtihat prensipleriyle desteklenmiş, yargı mensubunun normal bir vatandaşa göre kendi kişisel sınırlandırmalarını kabullenmekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay Beşinci Dairesi, uyuşmazlığa konu dosyadaki tüm bilgi ve belgeleri, soruşturma raporlarını ve davacının farklı tarihlerde sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımları detaylı bir biçimde incelemiştir. Mahkeme öncelikle, davacının iddia ettiği beş yıllık disiplin zamanaşımı süresinin geçtiği itirazını değerlendirmiş, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan adli ceza kovuşturması yürütüldüğünü, bu nedenle yasa gereği eylemin daha uzun olan ceza zamanaşımı süresine tabi olduğunu tespit ederek sürenin dolmadığına karar vermiştir. Nitekim davacı hakkında söz konusu terör örgütü üyeliği suçundan dolayı ağır ceza mahkemesince hapis cezası verildiği ve bu mahkûmiyet kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği de saptanmıştır.

Davacının usule ilişkin olarak savunma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarına karşılık; idare tarafından savunma istem yazısının davacının vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ek süre verilmesine rağmen esasa dair herhangi bir savunma sunulmadığı, sadece belge talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, idarenin tüm usul kurallarına eksiksiz riayet ettiği belirlenmiştir.

Esasa ilişkin yapılan hukuki incelemede ise, davacının kendi açık kimliğiyle kamuoyuna açık sosyal paylaşım platformlarında uzun süre boyunca yaptığı paylaşımların basit bir eleştiri, serzeniş veya ifade hürriyeti sınırlarını çok aştığı görülmüştür. Paylaşımların içerik itibarıyla devletin organlarını ağır şekilde zan altında bıraktığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun kararlarını ve yargının bağımsızlığını hedef aldığı, silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda planlı ve sistematik bir organizasyonun yansıması olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, yargı mensuplarının elbette anayasal bir hak olan ifade özgürlüğüne sahip olduğunu, ancak bu hürriyetin yargı kurumlarının toplumsal güvenilirliğini zedeleyecek ve mesleğin itibarını yok edecek şekilde ölçüsüzce kullanılamayacağına hükmetmiştir. Eylemlerin niteliği, yoğunluğu ve hedef alınan kurumlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, fiillerin mesleğin şeref ve onurunu açıkça bozacak boyutta olduğu kesinleşmiştir. Tüm bu maddi ve hukuki tespitler ışığında, idarece tesis edilen disiplin cezasının orantılı ve hukuka tamamen uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, meslekten çıkarma cezasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: