Anasayfa/ Makale/ Basın İş Hukukunda İş Sözleşmesinin Feshi ve...

Makale

[Basın İş Kanunu kapsamında çalışan gazetecilerin iş sözleşmelerinin feshi, süreli fesih, haklı nedenle derhal fesih ve iş güvencesi gibi hukuki müesseselerle sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu makalede gazetecilerin iş güvencesi şartları, feshin geçerli nedenleri, arabuluculuk ve dava süreçleri detaylı bir hukuki perspektifle incelenmektedir.]

Basın İş Hukukunda İş Sözleşmesinin Feshi ve İş Güvencesi

Basın iş hukukunda iş sözleşmesinin sona ermesi, kendine özgü dinamikleri, katı kuralları ve sıkı şekil şartları bulunan oldukça hassas bir hukuki süreçtir. Birincil olarak gazeteciyi, ifa ettiği kamu aydınlatma işlevi nedeniyle sermaye gücüne karşı muhafaza etmeyi hedefleyen mevzuatımız, fesih işlemlerinin usul ve esaslarını titizlikle düzenlemektedir. Bu spesifik noktada işçi ve işveren konumundaki tarafların başvurabileceği sona erdirme yolları arasında süreli fesih bildirimi, derhal haklı fesih, bozma sözleşmesi (ikale) ile anlaşarak sona erdirme ve yasalarda öngörülen belirli hallerde sözleşmenin kendiliğinden ortadan kalkması gibi çeşitli hukuki yöntemler bulunmaktadır. Ancak modern iş hukukunun en güçlü ve kapsamlı koruma mekanizmalarından biri olarak kabul edilen iş güvencesi sistemi, basın iş hukukunda da gazetecinin sözleşmesinin keyfi ve mesnetsiz sebeplerle sonlandırılmasını kesin hatlarla engellemektedir. Mevzuat, sözleşme feshinin ancak belirli sınırlar dahilinde, geçerli veya haklı bir sebebe dayanması zorunluluğunu emretmektedir. Bu makalemizde, gazeteci ile işveren arasındaki çalışma ilişkisinin sona erdirilme süreçleri, gazetecinin iş güvencesinden yararlanma koşulları, arabuluculuk prosedürü ve ispat kuralları Yargıtay içtihatları çerçevesinde kapsamlı şekilde ele alınacaktır.

İş Sözleşmesinin Süreli Feshi ve Bozma Sözleşmeleri

Basın İş Kanunu mevzuatı uyarınca belirsiz süreli iş sözleşmeleri, kanunda belirtilen kurallara uyulmak şartıyla taraflarca süreli fesih bildirimi yoluyla sona erdirilebilmektedir. Kanun koyucu, işçi statüsündeki gazeteci ve basın işvereni için sözleşmenin yapısına uygun farklı ihbar (bildirim) süreleri öngörmeyi tercih etmiştir. Bir gazetecinin iş sözleşmesini kendi isteğiyle feshetmek istemesi durumunda, çalışma süresi ne olursa olsun her koşulda işverene bir aylık kesin ihbar süresi tanıması gerekmektedir. İşveren tarafından gerçekleştirilecek olan fesih işlemlerinde ise gazetecinin meslekte geçirdiği kıdem süresi temel alınır. Buna göre, mesleki kıdemi beş yıla kadar olan gazeteciler için asgari bir ay, beş yıldan fazla kıdemi bulunan gazeteciler için ise üç aylık bildirim süresi tatbik edilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da sıklıkla vurgulanan sürelerin bölünmezliği ilkesi gereğince, bu sürelerin eksiksiz olarak kullandırılması şarttır; aksi bir durumda süre kısmen bölünerek uygulanamaz. Ek olarak, işveren dilerse bildirim süresine ait tüm ücretleri peşin olarak ödemek suretiyle iş sözleşmesini derhal sonlandırma yetkisine de sahiptir.

İş sözleşmesinin tek taraflı fesih dışındaki diğer hukuki yollarla sona ermesinin günümüz çalışma hayatındaki en yaygın biçimi, uygulamada ikale olarak adlandırılan bozma sözleşmesidir. İşçi ve işverenin tamamen ortak ve özgür iradeleriyle mevcut sözleşmeyi sonlandırması hukuksal prensibine dayanan bozma sözleşmelerinde, iradenin herhangi bir şekilde fesada uğramamış olması ve bilhassa işçinin yani gazetecinin makul yararının mevcudiyeti katı bir şart olarak aranmaktadır. Bahsi geçen makul yarar ölçütü, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, gazetecinin iş güvencesi normları kapsamında bulunup bulunmamasına ve ikale teklifinin somut olayda hangi taraftan geldiğine göre ciddi şekilde değişiklik göstermektedir. Özellikle sözleşmeyi sonlandırma teklifinin doğrudan işverenden geldiği bozma sözleşmelerinde, gazeteciye kanuni ihbar ve kıdem alacakları ile orantılı yasal haklarının bütünüyle ödenmesinin yanı sıra, iş güvencesi tazminatına denk düşecek ekstra bir maddi menfaatin de sağlanması sözleşmenin geçerliliği açısından elzemdir. Aksi takdirde, yapılan bu işlem hukuken geçersiz bir ikale, yani işveren tarafından gerçekleştirilmiş tek taraflı bir fesih olarak kabul edilmektedir.

Gazetecilerin İş Güvencesi Kapsamına Girme Koşulları

İş güvencesi hukuk kuralları, gazetecinin işveren tarafından keyfi, soyut veya mesnetsiz sebeplerle görevinden uzaklaştırılmasını engelleyen en sağlam hukuki dayanaktır. Basın İş Kanunu, kendi sistematiği içerisinde bağımsız bir iş güvencesi mekanizması kurgulamak yerine, İş Kanunu'nun ilgili yasal maddelerine açıkça yollama yapmayı tercih etmiştir. Buna göre, fiilen gazetecilik yapan bir çalışanın iş güvencesi imkânlarından tam olarak yararlanabilmesi ve olası bir uyuşmazlıkta geçersiz fesih iddiasıyla yargı mercilerine başvurabilmesi için kanunda açıkça ifade edilen aşağıdaki yasal şartların tamamını aynı anda bünyesinde taşıması gerekmektedir:

  • İş sözleşmesinin belirsiz süreli olarak akdedilmiş olması,
  • Gazetecinin feshe konu işyerinde en az altı aylık fiili kıdeminin bulunması,
  • İşverenin işyerinde otuz veya daha fazla sayıda işçi istihdam etmesi,
  • Gazetecinin işletmenin bütününü yetkiyle sevk ve idare eden işveren vekili statüsünde bulunmaması,
  • Söz konusu iş sözleşmesinin bizzat işveren iradesiyle tek taraflı feshedilmiş olması.

Yukarıda sayılan yasal kriterlerden yalnızca birinin dahi somut olayda eksik olması halinde, gazeteci işe iade davası açamaz.

Yargıtay'ın güncel ve yerleşik uygulamalarında, gazetecilerin iş güvencesi ön şartlarını sağlayıp sağlamadığının tespiti mahkemelerce büyük bir titizlikle incelenmektedir. Otuz işçi çalıştırılma kriteri rakamsal olarak belirlenirken, sadece Basın İş Kanunu şemsiyesi altında çalışan basın kartlı gazeteciler değil, aynı işverenin söz konusu işkolundaki tüm işyerlerinde istihdam edilen, diğer kanunlara tabi bütün işçiler ile o esnada hastalık, doğum veya askerlik gibi yasal nedenlerle sözleşmesi askıda olan tüm personel de bu sayıya dahil edilir. En az altı aylık kıdem süresinin hukuki hesabında ise, gazetecinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde fasılalı da olsa geçirdiği tüm mesleki süreler birleştirilerek dikkate alınmaktadır. Özellikle aralıklı çalışmalarda yargı kurumları, önceki dönemin haklarının tasfiye edilip edilmediğine bakmaksızın çalışan lehine birleştirme yönünde kararlar tesis etmektedir. Kural olarak sadece belirsiz süreli sözleşmeler güvence kapsamında olsa da, haklı bir objektif neden bulunmaksızın zincirleme şekilde peş peşe yapılan belirli süreli sözleşmeler hukuken belirsiz süreli kabul edildiğinden, gazeteci bu sayede koruma çemberine dahil olmaktadır.

Geçerli Fesih Nedenleri ve Son Çare İlkesi

Yasal anlamda iş güvencesi kapsamına dâhil olan bir gazetecinin sözleşmesi ancak gazetecinin bireysel yetersizliği, işyerindeki davranışları veya işletmenin, işyerinin ya da bizzat işin gerektirdiği yapısal zorunluluklar gibi geçerli fesih nedenlerine dayanılarak usulüne uygun biçimde sonlandırılabilir. Gazetecinin beklenen mesleki yetkinliği gösterememesi, uyum sağlayamaması, işe yeterince odaklanamaması veya sık sık sağlık raporu alarak işin olağan akışını ve organizasyonunu bozması, işçiden kaynaklanan yetersizlik hallerine tipik örnekler teşkil eder. Davranışsal fesih nedenleri ise haklı fesih ağırlığına ve şiddetine ulaşmayan ancak çalışma barışını bozan, işverenin gazeteciye duyduğu güveni sarsan ölçüsüz uyumsuzlukları ifade etmektedir. İşletmesel ekonomik nedenlerle yapılan fesihlerde ise işverenin pazar daralması, teknolojik değişimler veya mali krizler gibi gerekçeleri çok tutarlı biçimde ispatlaması şarttır. Tüm bu hallerde dahi işveren, evrensel nitelikteki son çare (ultima ratio) ilkesine mutlak surette riayet etmelidir. Eğitim vererek, ihtar çekerek veya onu bir başka pozisyonda görevlendirerek feshi önleme çabasına girmeyen işverenin işlemi geçersiz sayılacaktır.

Haklı Nedenle Derhal Fesih ve Özellikleri

İş sözleşmesinin derhal feshi, karşı tarafa herhangi bir ihbar öneli (süresi) tanımaksızın hukuki ilişkiyi o anda sonlandırma imkânı veren olağanüstü bir başvuru yoludur. Basın İş Kanunu, gazetecinin kendi iradesiyle yapacağı haklı nedenle feshi, genel kanunlara nazaran oldukça dar bir çerçevede düzenleme yoluna gitmiştir. Mevzuata göre, çalışılan gazetenin veya mevkutenin yayın politikasında, veçhe ve karakterinde, gazetecinin şeref, şöhret veya benimsediği manevi menfaatlerini telafisi güç şekilde ihlal edecek derecede bariz bir sapma olması halinde, gazeteci akdi derhal feshetme hakkına sahiptir. Bununla birlikte Yargıtay, zaman içinde kanundaki bu kısıtlı ve dar düzenlemeyi aşarak içtihatlarını geliştirmiş, gazetecinin ücretinin hiç veya tam ödenmemesi, primlerinin yatırılmaması yahut işyerinde amirleri tarafından mobbing (psikolojik taciz) uygulanması gibi işverenden sözleşmeye devamın katı surette beklenemeyeceği ağır ihlal hallerinde, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerini kıyasen gazeteciler lehine uygulayarak onlara haklı nedenle fesih imkânını genişletmiştir.

İşveren açısından incelendiğinde ise haklı fesih sebepleri genellikle gazetecinin göreviyle bağdaşmayan kasıtlı eylemlerinde yoğunlaşmaktadır. Gazetecinin, mesleğini ifa ederken bilerek veya ağır kusuru ve ihmali ile gazetenin veya medya kuruluşunun itibar ve şöhretine doğrudan zarar verecek eylemlerde bulunması ile gazetecinin yakalandığı ağır hastalığın kesintisiz olarak altı ayı aşması durumları işverene derhal fesih yetkisi tanımaktadır. Gazetecinin, temel basın etiğine tamamen aykırı olarak gizli haber kaynağını kamuoyuna ifşa etmesi, kasıtlı olarak asılsız ve yalan haber üretmesi veya işverenin yayın ilkeleri doğrultusundaki meşru talimatlarına sürekli riayetsizlik göstermesi, gazetenin kurumsal kimliğine ve itibarına doğrudan bir saldırı olarak kabul edilmektedir. Ancak burada önemli bir istisna mevcuttur; işverenin gazeteciden kendi onurunu zedeleyecek, ahlaka aykırı bir fiil talep etmesi ve gazetecinin bunu kesin bir dille reddetmesi, hiçbir hukuki zeminde işveren lehine bir haklı fesih gerekçesi olarak yorumlanamaz. İşverenin talimat sınırı ahlak ve kanunla çizilmiştir.

Derhal Fesihte Süre ve Şekil Şartları

Haklı nedenle derhal fesih mekanizmasının kullanılabilmesi için hukukun genel ilkeleri ve kanuni süre sınırlarına azami ölçüde dikkat edilmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları doğrultusunda, ağır bir sözleşme ihlali öğrenildiğinde derhal fesih hakkının İş Kanunu'nun ilgili hükümlerine kıyasen altı iş günü gibi makul ve çok kısa bir süre içinde kullanılması yasal bir gereklilik olarak aranmaktadır. Bu hak düşürücü sürenin kaçırılması halinde, olayı öğrenen tarafın ihlali zımnen affettiği ve sözleşmeyi sürdürme iradesi taşıdığı karinesi doğar. Gecikerek kullanılan bir derhal fesih hakkı, karşı tarafta oluşan güveni boşa çıkaracağından hukuka aykırı hale gelerek haksız feshe dönüşür. Şekil şartı bağlamında ise, Türk Borçlar Kanunu fesih işleminin yazılı ve gerekçeli yapılmasını emretse de, haklı feshin olağanüstü aciliyeti nedeniyle Yargıtay güncel kararlarında bildirimsiz derhal fesihlerde yazılı şekil şartını geçerlilik koşulu olarak aramamayı sürdürmektedir.

Arabuluculuk Süreci ve İşe İade Yargılaması

İşverence yapılan bir feshin kanunda aranan geçerli veya haklı bir nedene dayanmadığını, dolayısıyla haksızlığa uğradığını iddia eden iş güvencesi kapsamındaki gazeteci, hakkını aramak için yargı yoluna başvurmadan önce alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini tüketmelidir. Fesih bildiriminin bizzat gazeteciye tebliğinden itibaren bir aylık kesin hak düşürücü süre içinde işe iade talebiyle zorunlu arabuluculuk bürosuna başvurulması emredici bir yasal zorunluluktur. Bu süreç dava şartı olduğundan, doğrudan mahkemeye dava açılması halinde mahkeme davanın usulden reddine karar verecektir. Resmi arabuluculuk görüşmelerinde işçi ve işverenin uzlaşamaması durumunda, anlaşmazlığı tescilleyen son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren en geç iki hafta içinde yetkili iş mahkemesinde işe iade davası açılmalıdır. İşe iade yargılamasında ispat yükü kesin olarak işverenin üzerindedir. Ancak gazeteci, işten çıkarılmasının asıl sebebinin sendikal faaliyetlere katılması gibi ayrımcı bir saike dayandığını iddia ediyorsa, o vakit bu özel sendikal nedeni ispat külfeti bizzat gazetecinin kendisine geçer.

İş mahkemesindeki dava veya öncesindeki arabuluculuk neticesinde işveren feshinin açıkça geçersizliği hukuken tespit edildiğinde, sürecin gazeteci lehine sonuçlanması için atılması gereken adımlar bitmiş sayılmaz. Kararın kesinleşmesinin tebliğinden itibaren gazetecinin işine geri dönebilmek amacıyla on iş günü içinde işverene resmi olarak başvuruda bulunması zorunludur. İş hukukunda bu başvurunun ciddi ve çalışmaya hazır, samimi bir irade taşıması gerektiği Yargıtay'ın değişmez kararlarıyla sabittir. Aynı şekilde, tebligatı alan işverenin de bu samimi talebe olumlu yaklaşarak gazeteciyi eski pozisyonuyla ve özlük haklarıyla bir ay içinde fiilen işe başlatması kanuni bir yükümlülüktür. Eğer gazeteci kendisine tanınan bu on günlük sürede başvurusunu gerçekleştirmezse, önceki geçersiz fesih hukuken tam ve geçerli bir feshe dönüşür. Benzer şekilde, gazeteci usulüne uygun şekilde müracaat etmesine rağmen işveren onu işe başlatmazsa, bu tutum kesin bir haksız fesih kabul edilerek işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacaklarının tahsiline imkân tanınır.

Sonuç itibarıyla, basın iş hukukunda iş sözleşmesinin sona ermesi, gazetecinin ifa ettiği kamu görevinin zorluğu ve yüksek hassasiyeti gereği son derece spesifik kurallara tabi tutulmuştur. İş güvencesi sistemi, basın emekçilerinin ifade özgürlüklerini koruyan, mesleki bağımsızlıklarını sermayenin baskılarına karşı teminat altına alan en kritik hukuki zırhtır. Hem işverenin giriştiği fesih işlemlerinde haklı veya geçerli gerekçelerini ve uyguladığı usulleri açıkça kanıtlamak zorunda kalması, hem de gazetecinin uygulanan feshin geçerliliğini önce zorunlu arabuluculuk mekanizması ardından da yargı yoluyla denetletebilmesi iş barışının dengede kalmasını sağlamaktadır. Yasal mevzuatta öngörülen bildirim sürelerine, geçerli fesih kıstaslarına ve katı yargılama usullerine her iki tarafça harfiyen uyulması, gazeteciliğin özgürce yapılabilmesi ve muhtemel ağır maddi yaptırımlardan kaçınılması adına vazgeçilmez bir hukuki zorunluluktur.

9 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: