Anasayfa/ Makale/ Türk Toplu İş Hukukunda Grev Oylaması ve Sonuçları

Makale

Türk Toplu İş Hukukunda Grev Oylaması ve Sonuçları

Grev oylaması, işçilerin demokratik katılımını sağlayarak alınmış bir grev kararının uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen temel bir hukuki süreçtir. Bu makale, oylamanın koşullarını, sürece katılabilecek işçi gruplarını, oylama usulünü ve hukuki sonuçları iş hukuku prensipleri çerçevesinde inceler.

Çalışma hayatında işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak veya geliştirmek amacıyla başvurdukları en temel anayasal haklardan biri olan grev hakkı, toplu iş hukukunun dinamik yapısı içinde şekillenmektedir. Sendikalar tarafından alınan kararların doğrudan doğruya işyerinde çalışan işçilerin hayatını ve ekonomik durumunu etkileyecek olması, bu kararların işçilerin kendi iradeleriyle onaylanmasını ya da reddedilmesini zorunlu kılan demokratik bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyurmuştur. Türk iş hukuku sisteminde bu mekanizma, grev oylaması kurumu ile vücut bulmuştur. Grev oylaması, kanuni bir grev kararı alınması aşamasından sonra ancak bu kararın fiilen uygulanmasından önce devreye giren, işçilere grev konusunda söz söyleme hakkı tanıyan ihtiyari bir müessesedir. Sendikanın aldığı kararın, işyerinde doğrudan bu eylemin sonuçlarına katlanacak olan kitle tarafından değerlendirilmesi, modern ve katılımcı bir endüstri ilişkileri sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu uygulamanın sağlıklı bir biçimde yürütülmesi, taraf menfaatlerinin dengelenmesi açısından kritik bir hukuki öneme sahiptir.

Grev Oylamasının Hukuki Niteliği ve Başvuru Koşulları

Grev oylamasının temelinde yatan en belirgin hukuki özellik, bunun kendiliğinden işlemeyen, işçilerin serbest iradelerine dayalı ve talep üzerine harekete geçirilen ihtiyari bir müessese olmasıdır. İşçi sendikası tarafından toplu iş uyuşmazlığı kapsamında alınan grev kararı, işyerindeki işçilerin rızasına mutlak surette bağlı olmamakla birlikte, işçilerin süresi içinde ve usulüne uygun şekilde talepte bulunmaları halinde oylama yapılması yasal bir zorunluluk haline gelir. Oylamanın yapılabilmesi için ön koşul, ortada yetkili işçi sendikası tarafından alınmış ve işyerinde usulüne uygun biçimde ilan edilmiş kanuni bir grev kararının bulunmasıdır. Hukuken geçerli bir grev kararı olmaksızın veya kanun dışı bir grev teşebbüsü üzerine oylama yapılması söz konusu olamaz. İşyerinde ilanın yapılması, oylama talebinde bulunma süresinin başlaması ve oylamaya katılabilecek işçi nisabının belirlenmesi açısından kurucu bir öneme sahiptir.

Grev oylaması talebinin geçerli olabilmesi için, grev kararının işyerinde ilan edildiği tarihte o işyerinde fiilen çalışmakta olan veya iş akdi çeşitli sebeplerle askıda bulunan işçilerin en az dörtte birinin yazılı başvurusu gerekmektedir. Bu başvuru, ilanın yapıldığı tarihten itibaren altı iş günü içerisinde, işyerinin bağlı bulunduğu görevli makama, yani Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne yöneltilmelidir. Söz konusu altı günlük süre, hukuki niteliği itibarıyla hak düşürücü süre olup, bu sürenin kaçırılması halinde işçilerin oylama talep etme hakkı kesin olarak ortadan kalkar. Yazılı başvuru, işçiler tarafından tek tek dilekçeler verilmesi suretiyle yapılabileceği gibi, işçilerin ortaklaşa imzaladıkları toplu bir dilekçe aracılığıyla da görevli makama sunulabilir.

Grev Oylamasına Katılabilecek İşçi Gruplarının Değerlendirilmesi

Grev oylamasına katılma hakkı, anayasal sendikal hakların ve eşitlik ilkesinin doğal bir uzantısı olarak geniş bir çerçevede ele alınmıştır. İlgili kanun maddesi uyarınca, grev oylamasında oy kullanma hakkı, grevin ilan edildiği tarihte o işyerinde hizmet akdi ile çalışan tüm işçilere tanınmıştır. Burada belirleyici olan tek unsur, işveren ile işçi arasındaki iş sözleşmesinin anılan tarihte yürürlükte olmasıdır. İşçilerin grev kararını alan yetkili sendikaya üye olup olmamaları, oy kullanma hakkını etkilemez. Sendikasız işçiler de grevin olası olumsuz ekonomik veya sosyal sonuçlarından doğrudan etkilenecekleri için oylama sürecine tam ehliyetle katılırlar. Ayrıca, fiilen çalışıyor olmak zorunlu olmadığından, hastalık, yıllık izin veya mevsimsel durgunluk gibi nedenlerle iş sözleşmesi askıda bulunan işçiler de listelere dâhil edilir ve oylarını kullanabilirler.

Çalışma hayatının karmaşıklaşan yapısı içinde, özel istihdam türlerine tabi işçilerin grev oylamasına katılımı titizlikle değerlendirilmelidir. Alt işveren işçileri, kural olarak asıl işverenin işyerindeki grev oylamasına katılamazlar. Ancak, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı (danışıklı) olduğunun yargı kararıyla tespit edilmesi halinde, bu işçiler baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacaklarından grev oylamasında oy kullanma hakkına sahip olurlar. Benzer şekilde, geçici iş ilişkisi çerçevesinde söz konusu işyerine dışarıdan gelerek çalışan geçici işçiler oylamaya katılamazken; kendi kadrosunda olup başka bir işverene geçici olarak devredilmiş olan işçiler, asıl işverenleriyle olan hukuki bağları sürdüğü için kendi asli işyerlerindeki grev oylamasında oy kullanabilirler.

Esnek çalışma modelleri kapsamında istihdam edilen işçilerin durumu da oylama nisabında büyük önem taşır. Tele çalışma (uzaktan çalışma) yöntemiyle işlerini evden veya farklı bir fiziki mekândan yürüten işçiler, işverenle olan hukuki ve ekonomik bağımlılıkları devam ettiği sürece grev oylaması talebinde bulunma ve oy verme hakkına eksiksiz olarak sahiptirler. Aynı şekilde, haftalık çalışma sürelerine bakılmaksızın tam süreli veya kısmi süreli çalışanlar ile deneme süresi içinde bulunan işçiler de işyerinin birer çalışanı sıfatıyla oylama sürecinde söz sahibidirler. Bu işçilerin oylamaya dâhil edilmesi, işyerindeki genel iradenin tam ve şeffaf bir biçimde yansıtılmasını temin eder.

Grev Oylamasında Oy Kullanamayacak Kişiler

İş hukuku mevzuatı uyarınca, belirli kişi veya grupların grev oylamasına katılması ve oylama nisabının belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir. İşyerinde mal ve hizmet üretimine katılmakla birlikte kanun anlamında işçi sayılmayan stajyerler, çıraklar ve mesleki eğitim gören öğrenciler bu sürecin tamamen dışındadır. İşveren ile aile hukuku bağları bulunan eş ve üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlar, dışarıdan kimse katılmaksızın evde veya el sanatlarında çalışıyorlarsa, kanun istisnaları gereği işçi sıfatı taşımadıklarından grev oylamasında oy kullanamazlar. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden en üst düzeydeki işveren vekili konumundaki yöneticiler de, işveren çıkarlarını doğrudan temsil ettiklerinden ötürü oylamaya müdahil olamazlar.

İş akdinin başlangıç ve bitiş tarihleri de oy kullanma ehliyetini doğrudan etkileyen faktörler arasındadır. Grev kararının işyerinde ilan edildiği tarihten önce iş sözleşmesi sona ermiş olan kişiler, oylamanın yapıldığı tarihte o işyerinin çalışanı sıfatını taşımadıkları için sürece katılamazlar. Aynı şekilde, grev ilanı yapıldıktan sonra işyerinde çalışmaya başlayan yeni işçiler de oylama nisabının hesabında dikkate alınmaz ve onlara oy kullanma hakkı verilmez. İşten haksız nedenle çıkarıldığı iddiasıyla işe iade davası açan ve yargılama süreci devam eden işçiler, hukuken işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmalarına rağmen, oylama anında fiilen işyeri kadrosunda aktif olmadıkları için sandıkta oy kullanamazlar.

Grev Oylamasının Gerçekleştirilme Usulü ve Seçim Süreci

Görevli makama yapılan geçerli bir başvurunun ardından, grev oylamasının kanuna uygun olarak altı iş günü içerisinde sonuçlandırılması yasal bir mecburiyettir. Oylamanın hangi gün ve saatte yapılacağı, işyerindeki mal ve hizmet üretimini aksatmayacak şekilde, öncelikle iş saatleri dışı esas alınarak görevli makam tarafından titizlikle tespit edilir ve işçilere önceden duyurulur. Görevli memur, oylamaya geçilmeden evvel işverenden oylamaya katılma ehliyetini haiz tüm işçilerin kapsamlı bir listesini talep eder. Bu listede herhangi bir eksiklik veya anlaşmazlık saptanması hâlinde, puantaj kayıtları ve resmi maaş bordroları incelenerek liste kesinleştirilir ve oy kullanacak kişilerin tam mutabakatı sağlanır.

Grev oylaması, işçilerin iradelerini hiçbir baskı veya yönlendirme altında kalmadan özgürce yansıtabilmelerini temin etmek adına gizli oy açık tasnif ilkesi çerçevesinde yürütülür. Oylama işlemleri için görevli memur gözetiminde, dışarıdan içerisinin görülmesini engelleyecek nitelikte kapalı oy verme kabinleri oluşturulur ve içi boş olduğu kontrol edildikten sonra mühürlenen şeffaf oy sandıkları kurulur. Oy verme işlemi esnasında sandık çevresinde, işçilerin kararlarına müdahale edebilecek, telkinde bulunabilecek herhangi bir eyleme kesinlikle müsaade edilmez. Sandıktan çıkan tüm zarflar yetkililerin ve taraf temsilcilerinin huzurunda sayılarak, imzalı katılımcı listesi ile karşılaştırmalı olarak doğrulanır.

Oylama sürecinin usulüne uygun tamamlanması için şu temel aşamalar sırasıyla takip edilir:

  • Oy kullanacak işçilerin kesin listesinin hazırlanması ve görevli memurca onaylanması.
  • İki farklı renkte (evet ve hayır anlamını taşıyan) oy pusulalarının kura ile belirlenmesi.
  • Oy sandıklarının boş olduğunun tespit edilerek resmi şekilde mühürlenmesi.
  • İşçilerin kimlik kontrolü yapılarak gizlilik içinde oylarını kabinlerde kullanması.
  • Oy kullanan her işçinin kesin listeye imza atarak sandık başından ayrılması.
  • Oy verme işlemi bitiminde sandıkların yetkililer huzurunda açılarak zarf sayımı yapılması.
  • Kullanılan oyların açık tasnif yöntemiyle ayrılarak sonuçların yüksek sesle ilan edilmesi.
  • Tüm sonuçların üç nüsha halinde resmi bir tutanağa geçirilerek imza altına alınması.

Grev Oylaması Sonuçları ve Toplu İş Sözleşmesine Etkisi

Oylama işlemlerinin ve sayımın ardından ortaya çıkan tablo, uyuşmazlığın kaderini tayin eder. Sayım neticesinde, oylamaya katılan işçilerin salt çoğunluğu grevin yapılması yönünde (evet) oy kullanmışsa veya evet ile hayır oyları eşit çıkmışsa, sendikanın önceden almış olduğu grev kararı hukuki kesinlik kazanır. Eşitlik durumunda salt çoğunluk olan yarıdan bir fazla iradesi greve karşı çıkmadığı için yasal olarak grev lehine bir sonuç doğar. Bu sonuç üzerine, yetkili işçi sendikası, altmış günlük yasal süre dâhilinde ve karşı tarafa en az altı iş günü önceden resmi bildirimde bulunmak şartıyla, grev kararını uygulamaya koyarak işçileri grev eylemine davet etme hakkına sahip olur.

Sandıktan çıkan sonuç, oylamaya fiilen katılan işçilerin salt çoğunluk iradesiyle grevin yapılmaması (hayır) yönünde şekillenirse, hukuki durum tamamen değişir. Bu senaryoda, işçi sendikası tarafından daha evvel usulüne uygun biçimde alınmış ve ilan edilmiş olan grev kararı uygulanma kabiliyetini yitirerek hükümsüz hâle gelir. İşçilerin demokratik iradesi, sendika yönetiminin almış olduğu kararın fiiliyata dökülmesini kesin bir bariyer olarak engellemiş olur. Önemli bir yasal değişiklik olarak, mevcut mevzuatta çoğunluğun hesaplanmasında işyerindeki toplam işçi sayısı değil, sadece oylama gününde sandığa giderek oy kullanan işçilerin sayısı temel alınmaktadır.

Grevin yapılmaması kararının kesinleşmesi, işyerindeki toplu iş uyuşmazlığının sona erdiği anlamına gelmez; yalnızca çözüm yönteminin değişmesini zorunlu kılar. Grev yolunun kapanması üzerine, işçi sendikasının toplu iş sözleşmesini imzalayabilmek adına yasal süresi içinde Yüksek Hakem Kurulu (YHK) mekanizmasına başvurması şarttır. Sendika, grevin yapılamayacağına dair kararın kesinleştiği tarihten itibaren altı iş günü içerisinde YHK’ya müracaat etmelidir. Belirtilen bu hak düşürücü süre zarfında Kurula başvuru yapılmazsa, işçi sendikasının o işyerindeki toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi tamamen düşer ve süreç baştan aşağı hükümsüz kalır.

Grev Oylamasına İtiraz ve Yargısal Denetim Yolları

Grev oylaması sonucunda düzenlenen resmi tutanak ve ortaya çıkan kararlar mutlak ve değiştirilemez nitelikte değildir; hukuka veya usule aykırılık iddialarıyla yargı denetimine tabi tutulabilirler. Oylama işlemlerinde nisaplara uyulmaması, yetkisiz kişilerin oy kullanması, sandık güvenliğinin ihlali, oy kullanma iradesinin tehdit veya hile ile sakatlanması gibi çok çeşitli nedenlerle itiraz yoluna başvurulması mümkündür. Taraflar, oylama gününden itibaren başlayan üç iş günü içinde, işyerinin bağlı bulunduğu görevli makamın yer aldığı bölgedeki yetkili iş mahkemesine yazılı olarak itirazda bulunabilirler. Bu itiraz süresi hak düşürücü olup, kaçırılması halinde oylama sonuçları hukuken kesinleşir ve bir daha yargı önüne taşınamaz.

Yetkili iş mahkemesi, önüne gelen itiraz dosyasını en seri şekilde, üç iş günü içerisinde inceleyerek bir sonuca bağlamakla mükelleftir. Yargılama sürecinin çalışma barışını ve toplu pazarlık sürecini sürüncemede bırakmaması amacıyla yasa koyucu, mahkeme kararının kesin nitelikte olmasını öngörmüştür. Dolayısıyla, iş mahkemesinin grev oylamasına ilişkin itiraz üzerine vereceği hükme karşı, istinaf veya temyiz gibi olağan kanun yollarına başvurulması yasal olarak mümkün değildir. Mahkeme, itirazı inceledikten sonra oylama sürecinde maddi bir hata veya irade sakatlığı tespit etmezse itirazı reddeder; aksi durumda oylamanın iptaline karar vererek mevcut işlemleri ortadan kaldırır.

İş mahkemesinin itirazı haklı bularak grev oylamasını iptal etmesi halinde, yeni sürecin nasıl işleyeceği yönetmelik hükümleriyle açıklığa kavuşturulmuştur. İptal kararının görevli makama resmi olarak tebliğ edilmesinden itibaren altı iş günü içerisinde, işçilerden yeni bir yazılı başvuru veya talep beklenmeksizin, oylama işlemi aynı hukuki esaslar ve kurallar çerçevesinde görevli memurlar gözetiminde re'sen tekrarlanır. Grev oylaması, içerdiği usul güvenceleri, itiraz mekanizmaları ve kesin yasal süreleri ile iş hukukunda sendikal hakların demokratik sınırlarını çizen çok kritik bir süreçtir. İşçilerin işyerinin geleceğindeki söz hakkını teminat altına alan bu müessese, katılımcı çalışma barışının tesis edilmesinde hayati bir işlev görmektedir.

9 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: